Güzel Kelebek

Kelebek

Kelebeklerin Buluşma Mekanı

Geri git   Güzel Kelebek > (¯`·.(¯`·.Kültür & Edebiyat & Sanat .·´¯).·´¯) > Kültürel & Sanatsal Faaliyetler > Sinema-Tiyatro

Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Yeni Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Hacivat ve Karagöz oyunu ile ilgili Benzer Konular
10051 Kez Görüntülendi

Hacivat ve Karagöz hakkında
Karagöz ve Hacivat
kelime oyunu
Bu Oyunu Bitirene +50 Rep
bom oyunu

Tiyatronun En Eski Tarihi Ve Tiyatro Vikipedisi | Dünya tiyatro günü Vikipedisi
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 18-08-2008   #1
 
Standart Hacivat ve Karagöz oyunu

Hacivat ve Karagöz oyunu isimli konu Güzel Kelebek Hacivat ve Karagöz oyunu Güzelkelebekler


Hacivat ve Karagöz oyunu

HACİVAT - KARAGÖZ






Karagöz-Hacivat Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir Bir görüşe göre Bizans, İtalya ya da Yunan kökenlidir Türkiye'ye Portekiz ya da İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla geldiğini savunanlar da vardır Ancak bu görüşleri kanıtlayacak yeterli belge yoktur Oysa Yavuz Sultan Selim döneminin güvenilir kaynaklarından İbni İlyas, gölge oyununun Türkiye'ye XVIyy'da Mısır'dan geldiğini ortaya koymuştur İlk zamanlar Mısır gölge oyununun etkisi altında olan Karagözün, kesin biçimini XVIIyy'da aldığı ve tiplemelerin de bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülmektedir KARAGÖZ Karagöz ve Hacivat'ın gerçek kişiler olduğuna dair halk arasında yaygın bir efsane vardır Buna göre Karagöz BTrakya'da yaşayan bir demirci ustasıdır Orhan Gazi Bursa'yı alınca buraya gelir, Demirtaş Köyü'ne yerleşir Orhan Gazi'nin emriyle inşa edilmekte olan caminin bağlantı demirlerini yapmakla görevlendirilir Caminin ustabaşısı Hacı İvaz(Hacivat) ile Karagöz arasında bir süre sonra eğlenceli söyleşmeler başlar Öteki işçiler işi gücü bırakıp onları izlediklerinden işler yarım kalır Durumu öğrenen Orhan Bey, Karagöz'ün başını vurdurtur; olanları görüp ürken Hacivat da hacca gitmek üzere yola çıkar, eşkıyalar tarafından öldürülür Tüm olanlardan pişmanlık duyan Orhan Bey, Şeyh Küşteri adlı birinin Karagöz'le Hacı İvaz arasında geçen söyleşmeleri bildiğini öğrenir Çağırtıp anlatmasını ister Şeyh Küşteri de aydınlatılmış bir perdeye yansıttığı görüntülerle Hacı İvaz ve Karagöz arasındaki söyleşmeleri canlandırır Orhan Bey çok beğenir ve bu oyunun sürdürülmesini ister Böylece Karagöz oyunu ortaya çıkmış olur Halk arasında yaygın bir efsane olmasına karşın, yapılan araştırmalar bu efsanede kimi tarih tutarsızlıklarının olduğunu ve gerçekle pek ilintisi olamayacağını ortaya koymuştur Karagöz oyunları dört bölümden oluşur: mukaddime (öndeyiş,giriş), muhareve (söyleşme), fasıl (oyunun kendisi) ve bitiş Oyunun mukaddime denilen bölümünde, ilkin perdeye göstermelik yansıtılır Göstermelik çoğu kez oyunun içeriğiyle ilintisi olmayan bir görüntüdür (bir dalyan,vakvak ağacı, gemi, denizkızı, kediler, Burak vb) Bu görüntü müzik eşliğinde perdeye yansıtılarak izleyicilerin ilgisi oyuna ve perdeye çekilir Görüntü nareke adı verilen cırtlak bir düdük sesiyle kaldırılır ve tefin tartımına uygun hareketlerle perdeye Hacivat gelir, bir semai okur Bunu kimi kez, bir ara semaisi izler Ardından ''Of hay Hak'' diyerek perde gazeline başlar Bu gazel, öndeyiş bölümünün en önemli öğesidir Bunda Karagöz perdesinin bir öğrenek yeri olduğu, felsefi ve tasavvufi anlamı, kurucusunun Şeyh Küşteri olduğu belirtilir Padişaha övgü ve yakarışın yanısıra tasavvuf konularına da değinilir Bundan sonra Hacivat, uyaklı bir anlatımla konuşur ve bir beyit okur, kendisine kafa dengi bir arkadaş aradığını ve bu arkadaşta aradığı özellikleri ağdalı bir dille belirtir Kimi kez yeniden bir beyit okuduktan sonra perdeye Karagöz indirilir İkisi dövüşmeye başlar, Hacivat kaçar, Karagöz yere uzanıp ona veriştirmeye başlar Ardından bir tekerleme söyler Bu tekerleme genellikle aynı harfle başlayan çeşitli sözcüklerin belli bir mantık bağı olmadan art arda sıralanması biçimindedir (Esasen ''Kara kaşla kara gözlümdür sebep'' şarkısı karalığından neş'et ettiği için kasımın fırtınasına karışan kaz yavruları karmakarışık olup karabiber havanına girdikleri için kaşık altı oldular) Bundan sonra, muhavere bölümüne geçilir Muhavere genellikle oyunun iki baş kişisi olan Hacivat'la Karagöz arasında geçer Bazen muhavereye başka kişilerin de katıldığı olur Bu bölüm salt söze dayanır olay yoktur Amacı, Karagöz'le Hacivat'ın kişiliklerini, ses, yaradılış, yetişme biçimi ve diğer özelliklerini vurgulayarak yansıtmak ve kişilikleri arasındaki zıtlığı belirginleştirmektir Karagöz ve Hacivat Fasıl bölümü oyunun kendisidir Burada Hacivat ve Karagöz'ün yanısıra, oyunun öteki kişileri de bir olaylar dizisi içinde yer alır XVIyy'da belirli bir konudan çok hayvanlarla, gemilerle daha çok kopuk sahneler gösterilirken, XVIIyy'dan başlıyarak fasıl konuları belli bir olaylar dizisine uymaya başlamıştır Fasıllar çok çeşitlidir En eski olan ve her Karagöz oynatanın dağarcığında bulunması gerekenlere karı kadim, Meşrutiyet döneminden sonra ortaya çıkanlara nev icat denir Bitiş bölümü genellikle çok kısadır Karagöz oyunun bittiğini belirtir, kusurları için af diler, gelecek oyunu duyurur Bundan sonra Hacivat'la aralarında kısa bir söyleşme geçer, bu söyleşi oyundan çıkarılacak öğreneği vurgular Karagöz figürleri kalın deriden, özellikle deve derisinden yapılır Bu derinin kullanılabilmesi için birçok işlemden geçmesi gerekir Renklendirme için eskiden kökboyalar kullanılıyordu, bugün ise bunların yerini çini mürekkebi almıştır

 

RapunzeL is offline  
Sponsored Links
İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
Alt 18-08-2008   #2
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



Oynak eklemli olarak yapılan parçalar birbirlerine kiriş, kursak, tel ya da naylon iplik ile bağlanır Oynatma değneklerinin geçeceği delikler, yuvarlak ikinci bir deri parçası dikilerek derinleştirilir Karagöz perdesinin boyutları eskiden 2x2,5 m iken daha sonra 1,10x0,80 m olmuştur Perdenin çevresi çiçekli bezden, ayna denen yarı saydan bölümü ise mermerşahidendir Perdenin arkasında ve tabanında perdenin çerçevesine iplerle tutturulmuş peş tahtası denen bir raf bulunur Buraya perdeyi aydınlatan meşale konur Meşale çeşitli biçimlerde hazırlanır Bir çanak içine pamuk ipliğinden yapılmış dört parmak kalınlığında bir fitil konur, zeytinyağı, beziryağı ya da susamyağıyla yakılır Çok parlamaması için, arada bir, yağın içine bir zincir daldırılır Perde mumlarla da aydınlatılabilir Oynatma değnekleri 60cm boyunda ve gürgendendir Figürdeki deliğine iyice yerleşmesi için ucu ısıtılır ya da erimiş muma batırılır Karagöz tek bir sanatçının gösterisidir Bu kişiye hayali ya da hayalbaz denir Karagözde müziğin yeri çok önemlidir Oyun baştan sona müziklidir Karagöz oynatan kişinin, hem oyunun tekniği ile ilgili işleri, hem müziği, hem de figürleri idare etmesi gerekir Bu nedenle bazen çırak kullandığı da olur Bunlara yaptıkları işlere göre sandıkkar, yardak, dayrezen gibi adlar verilir Karagöz oyunlarında bilinen tiplemelerin XVIIyy'da ortaya çıkmaya başladığı öne sürülmektedir Karagöz oyunlarındaki kişilerin en önemli özelliği, değişik tiplerden seçilmiş olmalarıdır Bunlar durağan, değişmez kişilikleri simgelerler İstemlerini kullanma güçleri yoktur, bu yüzden sürekli kendilerini yinelerler İlişkilerinde ve davranışlarında değişmezlik sözkonusudur Belli bir zamana da oturtulmamışlardır Geçmişleri ve gelecekleri yoktur Abartılmış kusurlar, özellikler tek kişide toplanmıştır Dış görünüşleri önemlidir XVIIyy'da kesin biçimini alan Karagöz, kısa sürede en tutulan ve yaygın seyirlik oyunlardan olmuştur Kaynaklarda XVIyy'dan başlayarak sık sık adına rastlanmakla birlikte, hakkında yeterince bilgi verilmemiştir Karagöz oyunu üzerine bilgilerin çoğu XIXyy kaynaklarından edinilmiştir Araştırmacılar Karagöz oyunlarının nasıl bir halk güldürüsü olduğuna ilişkin çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir Kimisine göre dar bir mahallenin sınırları içine sıkışmış, gerçek dünyayla ilişkisi olmayan; kimine göre felsefi ve tasavvufi; kimine göre de erotik öğelerin ağır bastığı bir halk seyirlik oyunudur Türkiye'ye gelmiş birçok yabancı, gördükleri Karagözün açık saçık bir oyun olduğu üzerinde durmuşlardır Thevenot, GAOliver, Gerard de Nerval, Karagöz'ün perdeye erkeklik aygıtı ile çıktığını söyleyen Sevin, Edmond de Amicis gibi Nitekim ele geçen bazı kaynaklar, Karagöz oyunlarında siyasal taşlamalara ve güncel olaylara da yer verildiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır Çeşitli yabancı tanıklar Karagözün siyasal yönüne dokunuyorlar Bir tanık, Karagözün hoşnutsuz kişilerin sözcüsü olduğu için yasaklandığını, kimi yerlerde sınırlı olarak oynatıldığını söylüyor Bir başkası Karagöz'de söyleşmelerin yer yer mizahlı, nükteli, yer yer fitneci, ortalığı karıştırıcı olduğunu, sultana bile sataştığını belirtiyor Oysa temel olan Karagöz'ün açık biçimli bir oyun olması, her olaya, konuya ve amaca uyarlanabilmesidir Türk gölge oyununun tek temsilcisi olan Karagöz'ün günümüzde canlılığını koruyamadığı görülmektedir Çeşitli Karagöz oyunları sahneye, televizyona, baleye uyarlanmış, sergiler açılmış, Karagöz oyunu yarışmaları düzenlenmişse de günümüze değin geleneksel biçimi üzerinde yeterince durulmamıştır

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #3
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



Karagöz oyununun klasik dağarcığı (= repertuvarı) 28 oyundan bileşiktir Bu rakam, Ramazan ayında Tanrıya tapınmakla geçirilmesi gereken «Kadir gecesi» dışındaki gecelerin sayısına denktir Ne var ki, bilinen Karagöz oyunları sayısı bu rakamın üstünde olup, karagöz sanatçıları Ramazan aylarında onlar arasından seçtikleri 28 oyunla kendilerine göre bir dağarcık meydana getirirler Karagözcüler arasındaki geleneğe göre, Ramazanın ilk gecesinde çoklukla Mandıra oyunu, arefe gecesinde de Meyhane oyunu oynatılırdı (böylece, Ramazan ayında kapanan meyhanelerin bayramda açılacağı müjdelenmiş olurdu)

Karagöz oyunları iki ana bölüme ayrılır:

1 Kâr-i kadîm (= eski zaman işi: klasik) oyunlar

2 Nev-îcâd (= yeni uydurulmuş: modern) oyunlar

«Kâr-ı kadîm» oyunlar şunlardır:

Abdal Bekçi, Ağalık, Bahçe, Balık, Büyük Evlenme, Canbazlar, Câzûlar, Çeşme, Ferhad ile Şirin, Hamam, Kanlı Kavak, Kanlı Nigâr, Kayık, Kırgınlar, Mandıra, Meyhane, Orman, Ödüllü (Pehlivanlar), Salıncak, Sünnet, Şairlik, Tahir ile Zühre, Tahmis, Ters Evlenme, Tımarhane, Yalova Safâsı, Yazıcı

Evliya Çelebi'nin «taklid» diye andığı 10 oyundan Civan Nigâr (= Kanlı Nigâr?), Civan Nigâr Hamama girüb Gazi Boşnak hamamda Civan Nigârı basub Karagöz'ü kirinden üryan bağlayub hamamdan çıkarması (= Hamam), Üç eşkiya çelebiler (= Orman?), Hoppa (= Yalova Safâsı?) adlı dört tanesinin «zamanımıza kadar devam ettiği» tahmin edilmektedir

Karagöz oyunlarının kaynakları üzerinde bugüne değin gereği gibi çalışılmış değildir; kimi incelemeciler, bunlardan birkaçının (Ters Evlenme, Yalova Safâsı, Cincilik) Hint, Çin, Arap (Binbir Gece) hikâye, oyun ve masallarıyle yakınlık gösterdiğine işaret etmişlerdir

«Nev-îcâd» oyunlar şunlardır:

Aşçılık, Bakkal (Yangın), Bursalı Leylâ, Cincüik, Eczane, Hain Kâhya, Hançerli Hanım, Kerem ile Aslı, Leylâ ile Mecnun, Sahte Esirci, Sahte Kedi, Ortaklar, Karagöz'ün Fotoğrafçılığı, Karagöz Dans Salonunda vb

Karagöz, günlük olaylara açık bir sanat türü olduğu için, zamanın eğilimi ve ilgisi gözönünde bulundurularak, dağarcığa her devirde yeni yeni oyunlar eklenmiştir Sözgelimi, Tanzimat'tan sonra bir yandan Hançerli Hanım, Tayyarzâde vb gibi halk hikâyeleri karagöze uyarlanırken, bir yandan da, edebiyatımızın Batıya yönelişine paralel olarak, Ahmet Mithat'ın Hüseyin Fellâh romanı ile Moliere'in Zoraki Hekim (= Karagöz'ün Hekimliği) komedyası dahi karagöz oyunu haline getirilmiş, ayrıca, Hain Kâhya, Sahte Kedi vb gibi tuluat tiyatrolarının oyunlarından da yararlanılmıştır

Karagöz oyunları, kimi incelemeciler tarafından "konular gözönünde bulundurularak" birtakım gruplara ayrılmıştır

Böyle bir ayırmayı ilk olarak deneyen Georg Jacob, karagöz oyunlarını 4 grupta toplamıştır:4

1 Karagöz'ün bir iş tutması :

a İşsiz olan Karagöz'e Hacivat aracı olup bir iş bulur, ya da aynı işte ortak olurlar (Canbazlar, Orman, Salıncak- Kayık, Yazıcı vb) Bu bölüme giren oyunlarda geleneksel birtakım uğraşlar, zanaatlar tanıtılır

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #4
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



b Kimi zaman, Karagöz, bir yarışma dolayısıyle bir işe girmiş olur (Ödüllü, Şairlik)

c Kimi zaman da, Karagöz, bir raslantı ile birtakım uğraşların içine girmiş bulunur (Balık, Tahmis)

2 Karagöz'ün, kendisine yasak edilen yerlere girmeye çalışması, ya da yapılmaması gereken şeylere burnunu sokması (Abdal Bekçi, Bahçe, Hamam, Kanlı Kavak)

3 Bir dolantı (= entrika) içinde Karagöz'ün kendini gülünç ya da zor bir durum içinde bulması (Ters Evlenme, Yalova Saf âsi, Meyhane vb)

4 Efsanelerden, halk hikâyelerinden alınan konuların karagöze uyarlanması (Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zühre, Leylâ ile Mecnun, Hançerli Hanım vb)

Sabri Esat Siyavuşgil, karagöz oyunlarını 3 grupta toplamıştır:

1 Basit örf ve âdet veya zanaat parodileri (Tahmis, Balık, Canbazlar, Büyük Evlenme) Bu gruptaki oyunlarda dolantı yoktur; bu oyunların amacı, bir âdet ya da bir zanaatın çekici, meraklı ve eğlenceli safhalarını göstermektir Bu oyunlarda taklitler çok azdır

2 Vesile-entrikalı cemiyet satirleri:

a «Sünnet» tipi oyunlar (Sünnet, Ödüllü, Şairlik, Tımarhane) Bu gruptaki oyunlarda dinsel-ulu-sal gelenekler realist tablolar halinde gösterilir, taklitlere de epey yer verilir

b «Kayık» tipi oyunlar (Kayık, Salıncak, Yazıcı, Eczane, Orman, Aşçılık, Ağalık) Bu gruptaki oyunlar, Karagöz'le Hacivat'ın para getirecek bir işe girmeleri temeli üzerine kurulmuştur Girilen iş dolayısıyle, Karagöz'le Hacivat, İmparatorluğun çeşitli tipleriyle karşılaşırlar; dolayısıyla, taklitlere geniş ölçüde yer verilmiş olur; bu bakımdan, bu oyunlar birer karakter komedyası niteliği gösterirler

c «Mandıra» tipi oyunlar (Mandıra, Çeşme, Kanlı Nigâr, Meyhane) Bu gruptaki oyunlarda konu önem kazanmış, taklitlerin ve toplum hayatından alınma sahnelerin yanında toplumsal yergiye de yerverilmiştir

d «Bahçe» tipi oyunlar (Bahçe, Abdal Bekçi, Hamam, Yalova Saf üst) Bu gruptaki oyunlarda, Karagöz, girmesi kendisine yasak edilen yerlere girme çabası gösterir Dolantmın epey karmaşık bir hal aldığı bu oyunlarda, toplum vicdanını inciten olaylara karşı toplumsal yergi daha keskinleşmiştir

e «Ters Evlenme» tipi oyunlar (Ters Evlenme, Câzûlar, Kanlı Kavak) Bu gruptaki oyunlarda do-lantı önem kazanmış, seyircinin ilgisi, düğümün nasıl çözüleceği, oyun kişilerinin zor durumdan nasıl kurtulacakları noktaları üzerinde toplanmıştır İlginin olay örgüsü üzerinde toplanması dolayısıyle, bu gruptaki oyunlarda çoklukla taklitlere yer verilmemiştir

3 Müstakil entrikah fasıllar veya halk hikâyeleri adaptasyonları (Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zilhre, Leylâ ile Mecnun, Arzu ile Kanber, Hançerli Hanım, Hain Kâhya vb)

Her iki incelemecinin de gruplara ayırma çabası "Siyavuşgil'in de işaret ettiği gibi" ister istemez «indî» ve «itibarî» kalmış, birtakım oyunlar (sözgelimi Tımarhane oyunu) bu gruplardan birine sokulmak için zorlanmıştır

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #5
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



Hacivat, geleneksel Türk gölge oyununun baş karakterlerinden biridir

Tam bir düzen adamıdır Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar

Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı Hacıvat tasvirleri vardır

Karagöz, tek aktörlü, tek yazarlı, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunu
Eskiden hayali zıll, zıllı hayal, hayali sitare denilen Karagöz oyununun doğuşuna ilişkin en yaygın rivayet şöyledir:

Orhan Gazi devrinde Bursa'da Ulucami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasındaki nükteli konuşmalar diğer çalışanları öyle güldürüyormuş ki, bunları dinlemek isteyenler işlerini bırakıp etraflarında toplanıyorlarmış Tabi inşaat çalışması aksamaya başlamış Bunu duyan padişah ikisini de idam ettirmiş Ancak padişah daha sonra çok pişman olmuş Onu teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî, başındaki beyaz sarığı çıkarıp germiş ve arkasına ışık yakmış Ayağından çıkardığı çarıklarla da Karagöz ve Hacivat'ın tasvirlerini yaparak perdeye yansıtmış Onların nükteli konuşmalarını tekrar canlandırmış Padişahı teselli etmeye çalışmış İşte o gün bugündür Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş İşte günümüzde de Karagöz Perdesine Şeyh Kuşterî meydanı denilir ve bu zat Karagözcülüğün piri sayılır

Karagözün kukladan farkı iki boyutlu suretler ve bunların gölgeleriyle oynanmasıdır Suretler renklidir
Oyun 2x2,5 veya 1x1,20'lik bir bez perde üzerine aksettirilen tasvirlerin gölgelerinin konuşturulmasıdır Kenarları çiçekli bez perde patiskadandır Asıl perdeye ayna denir Perde arkasındaki peş tahtası üzerindeki şem'a ile bu gölgelendirme sağlanır

Tasvirler manda, dana, deve derisinden yapılır Deri saydamdır, nevrekan'la kesilip kök boyasıyla boyanır Hareketli yerleri kirişle tutturulur, değnek delikleri açılır 30-40 cm olan tasvirleri oynatmak için 60 cm lik değnekler kullanılır Sol elle Karagöz, sağ elle öteki tipler oynatılır

Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır
Oyun 4 kısımdan oluşur Giriş, muhavere, fasıl, bitiş Sahne açılır, göstermelik ve nareke'den sonra Hacivat gelir bir gazel okur, Karagöze sataşır, perdenin sağ üstünden Karagöz Hacivat'ın üstüne atlar, kavga ederler ve Hacivat kaçar Sonra gelir, konuşmaya başlarlar Konuşma bitince Karagöz çeşitli tiplerle konuşup güldürür, özel bir tip gelir, onunla kavga eder Bitişte Karagöz ve Hacivat yine ağız dalaşı yaparlar ve kavga ederlerken oyun biter

Oyun boyunca müzik özellikle her tipin sahneye gelişinde etkili bir şekilde kullanılır

Tipler şive taklitlerinde Kastamonulu, Kayserili, Bolulu, Laz, Kürt, Arnavut, Arap, Acem, Rumelili, Ermeni, Rum, Yahudi, Frenk'tir Hasta tipler Tiryaki, Beberuhi, Kekeme, Esrarkeş, Sarhoş, Deli, Denyo'dur Çelebi, Zenne, Köçek tipleri dışındaki özel tipler büyücü, cadı, canavardır

Oyunların konuları Ferhat ile Şirin, Hamam, Kanlı Nigar, meyhane, Sünnet, Tımarhane gibi eski, Bakkal, Cinci, Eczane, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi yeni şekillerdedir

Karagöz herşeye burnunu sokan, kaba, aşırı meraklı, okuma yazması kıt, cahil, cahillikten veya işine gelmediğinden herşeyi ters anlayan, anlamazlıktan gelen, yanlış yorumlayan, müstehcen konuşan, biedep çingene ve işsiz, mesleksiz, karısıyla sürekli kavga eden bir tiptir

Hacivat, hali vakti yerinde, herkesle hoş geçinen, alıştığı gibi konuşan, akıl hocasıdır Karagözle sürekli kavga ederler Arapça Farsça konuşmalarını Karagöz hep ters anlar

Konular genellikle Karagözün züğürtlüğü, işsizliği, Hacivatın onaiş bulmasına rağmen beceriksizliği, alışılmışın dışına çıkışı; Karagöz'ün yasak veya tehlikeli bir yere girişi, başına türlü işlerin gelmesi, tiplerle çatışması; bir maceraya karışması; halk edebiyatı konuları arasına karışmasıdır Ferhad ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi aşk hikayelerini kendi tekniğine uydurur Mesela Hacivat Karagöz'e Ferhat ile Şirin'in macerasını anlatır: Ferhat Şirin'in kasrını boyayan nakkaştır, Şirin'e aşıktır, Şirin'in anası Ferhat'tan Elma Dağı'nı delip kasra su getirmesini istemiştir, Ferhad o şartla Şirin'i elde edebilecektirDaha bu hikaye anlatılırken Karagöz'ün aklı durur, mesela bir insanın aşk uğruna dağı delmeye kalkışmasını havsalası almaz, garip yorumlar yapar Sahnede oyunun gerektirdiği dekorları da kendine göre olmayacak şeylere benzetir, oyun romantik bir konuyu komik düzeye indirir Mesela perdede Hacivat'ın evi tarafında Elma Dağı bir moloz yığınıdır vs

Kalıplaşmış sözler: Hacivat'ın girişte 'yar bana bir eğlence' demesi Muhaverede Hacivat ile Karagöz arasındaki hazır ikili konuşma Karagöz'ün tekerleme cevapları Hacivat'ın bitişte 'yıktın perdeyi eyledin viran/varayım sahibine haber vereyim heman' demesi Karagöz'ün 'her ne kadar sürci lisan ettikse affola' diye bitirmesi

Karagöz sahneye hep sağdan gelir, Hacivat ve tipler soldan Sahneye Küşteri meydanı denir, genellikle bir İstanbul mahalle meydanıdır

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #6
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu















 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #7
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



KARAGÖZ
HACİVAT- Yar bana bir eğlence medet, yar bana bir eğlence hey!
KARAGÖZ-(Pencereden )Geliyorum! Geliyorum!
HACİVAT-(Pencereye gelerek) Vay Karagöz’üm, maşallah!
KARAGÖZ-Selvinin tepesine bin de kuş avla
HACİVAT-Dinle Karagöz’üm; sabahleyin evden çıktım, çarşıdan geçerken bir serpuş(şapka) aldım Hem yeni serpuşumu göstermek, hem de biraz yorgunluk atmak için Karagöz’üme uğrayayım demiştim
KARAGÖZ-Ne yapayım? Ne olacak?
HACİVAT-Canım efendim serpuş almıştım
KARAGÖZ-İyi ya be yahu, ondan da bana ne!
HACİVAT-Ayol öyle mi derler?
KARAGÖZ-Ya nasıl derler?
HACİVAT-Güle güle giy, başında paralansın derler
KARAGÖZ-Peki Güle güle giy başında paralansın
HACİVAT- Dönüşte odun deposunun önünden geçiyordum Bari birkaç çeki de odun alayım dedim Aldım eve gönderdim
KARAGÖZ- Güle güle, başında paralansın
HACİVAT- Ayol sus Bu serpuş değil, odun aldım odun
KARAGÖZ- İyi ya, güle güle başında paralansın!
HACİVAT- Canım öyle denmez
KARAGÖZ- Ya ne denir?
HACİVAT- Güle güle yak, otur da külüne bak, denir
KARAGÖZ- Ha, Peki! Güle güle yak, otur da külüne bak
HACİVAT-Hah aferin! Derken birader, yolda bizim hasan ustaya rast geldim Evin damı akıyordu, aklıma geldi Eve gönderdim Evin kiremitlerini aktarıp, biraz da ufak tefek kırık döküğü tamir etmesini tembih ettim
KARAGÖZ-Güle güle yak Otur da külüne bak
HACİVAT-Aman ne yaptın birader?
KARAGÖZ-Güle güle yak Otur da külüne bak
HACİVAT-Canım efendim öyle denmez
KARAGÖZ- Ya ne denir?
HACİVAT-Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız denir
KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız
HACİVAT-Eksik olma Karagöz’üm Derken efendim, evimin tamir edildiğini gören alacaklılardan biri, Hacivat zenginleşmiş, ev yaptırıyor, gidip alacağımı isteyeyim diye para almaya gelir Benim param tükendiğinden alacaklı ile boğaz boğaza kavga ettik, ikimizi mahkemeye götürdüler, mahkeme sonucunda ikimizi de hapse attılar
KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız
HACİVAT- Aa birader, hapisteyim, hapiste!
KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız
HACİVAT- Ayol öyle denmez
KARAGÖZ-YA ne denir? Ne bileyim ben!
HACİVAT- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar, denir
KARAGÖZ- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar
HACİVAT- Aferin Karagöz’üm Sonra efendim, bizi hapisten çıkardılar Ben o sevinçle koşa koşa eve gidiyordum Acele ile fırının yanından geçerken küreğin sapı gözüme dokunup çıkarmaz mı?
KARAGÖZ- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar
HACİVAT- Gözüm çıktı efendim, gözüm
KARAGÖZ-İnşallah efendim biri sebep olur ötekini de çıkarır
HACİVAT- Canım öyle denmez!
KARAGÖZ- YA ne denir?
HACİVAT- İnşallah şifa bulursunuz, yakında hiç görmemişe dönersiniz denir
KARAGÖZ- İnşallah şifa bulursunuz, yakında hiç görmemişe dönersiniz ( Tokat atar, Hacivat gider) Münasebetsiz, kapımın önünde yaptığı gürültü patırtı ile etrafı rahatsız ettiği yetmemiş gibi, boş laflarla beni yormaya kalkıyor Sen gidersin de beni buraya lofça çivisi ile mıhlamadılar ya! Ben de çekilir giderim

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #8
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



KANLI NİGAR OYUNU
Tasvirler
Karagöz ve çıplağı
Hacıvat ve çıplağı
Çelebi ve çıplağı
Kanlı Nigar
Salkım İnci
Mercan ve çıplağı
Beberuhi ve çıplağı
Tuzsuz Deli Bekir ve çıplağı
Uzun efe

Hacıvat semai söyleyerek gelir
Makam: Rast
Durmaz işler tâ ciğerden hançerimin yaresi
Böyle zalim olmasın hiç kimsenin mehparesi
Hacıvat semai bitince perde gazelini okur, perde gazeli bittikten sonra devamla;
Hacıvat: Huzuru erbabı safada, nazargahi ehli dehada, yani şu bezmi şevkefzada bana da bir yari vefadar olsa Geliverse şu kayme üzre kadem bassa, ben söylesem o dinlese, o söylese ben dinlesem Her ikimizde söyleşirken bizi temaşâ eden ahibba safayab olsalar
Demem o demek değil, ben bendenize ben duacınıza, ben hâke, ben hâkesâre
Karagöz: (pencereden) Senin gibi kör kesere (çekilir)
Hacıvat: Eli yüzü yunmuş, elfâzı düzgün bir kafadâr olsa
Karagöz: (pencereden) Kafan darsa aşağı iner bollaştırırım ha(çekilir)
Hacıvat: Diyelim iş ne imiş, işimizi mevlam onara, yar bana bir eğlence medettttt, aman bana bir eğlence medettt
Karagöz: (pencereden) Hacıvat bağırma, evde çocuk uyuyor, uyanırsa karışmam, oturağını kafana atarım (çekilir)
Hacıvat: Ah bana bir eğlence amannn
Karagöz: (pencereden) Bağırsan da gelmeyeceğim, çağırsan da gelmeyeceğim (çekilir)
Hacıvat: Gel benim servi bülendim
Karagöz: (pencereden) Gelemem benim sümüklü efendim
Hacıvat: Gel benim ömrümün hasılı
Karagöz: (pencereden) Gelemem ayağımın nasırı
Hacıvat: Gel benim serseri gezenim
Karagöz: (pencereden) Atlarsam tepeni ezerim
Hacıvat: Aşağı gelsene karagözüm
Karagöz: (pencereden) memgel
Hacıvat: Pergel mi?
Karagöz: Beş on tane usta dülger
Hacıvat: Aman karagözüm, aşağıya ne ile gelirsin?
Karagöz: (pencereden) Arabayla
Hacıvat: araba olmazsa?
Karagöz: (pencereden)Şimendiferle
Hacıvat: Anlaşıldı karagözüm senin canın letaif istiyor
Karagöz: (pencereden) Nasıl da bilirsin canımın kadayıf istediğini
Hacıvat: Karagözüm dil bilir misin?
Karagöz: Dil de bilirim, dudak da, yanak da
Hacıvat: Mesela Rumca bilir misin?
Karagöz: Bilirim
Hacıvat: Ela do
Karagöz: Elin doluysa oraya koy
Hacıvat: Anlaşıldı Rumca bilmiyorsun, Ermenice bilir misin?
Karagöz: Bilirim
Hacıvat: Egurnaim
Karagöz: Koy oraya sonra alayım
Hacıvat: Anlaşıldı, Ermenice de bilmiyorsun, Yahudice bilir misin?
Karagöz: Bilirim
Hacıvat: Venaki
Karagöz: Al parayı ver rakıyı
Hacıvat: Peki Arapça bilir misin?
Karagöz: Uydur uydur söyle
Hacıvat: Taal hin
Karagöz: Tahin yemem sonra uyuz olurum
Hacıvat: Acaba çingenece bilir misin?
Karagöz: Süt be süt
Hacıvat: Uclan
Karagöz: (pencereden atlayarak) Soskiros
Hacıvat: Ben ne diyeceğim?
Karagöz: Soborlos keros de
Hacıvat: Aman karagözüm ve ne dil kelamı, ve neyin lisanı?
Karagöz: (hafifçe) Çingene, çingene
Hacıvat: Çengelde mi?
Karagöz: Hayır sırıkta asılı
Hacıvat: Doğru söyle karagözüm siz kimlerdensiniz?
Karagöz: Biz unkapanı’nda elek yapar elek satarız
Hacıvat: Unkapanında börek yapar börek mi satarsınız?
Karagöz: Zeyrek yokuşunda benden bir yumruk yer misiniz?
Hacıvat: Karagözüm aslını saklayan piçtir, sen kimlerdensin?
Karagöz: Çingene (tokat) Kerata bizim çingeneliği meydana koydurdu
Hacıvat: (gider, gelir) Karagözüm sen çingene değilsin, senin ahlakın çingenedir, sana çingene derlerse bühtan ederler
Karagöz: Gelip bir kere benim halimi sormazsın, bir takım saçma sapan laflar edersin
Hacıvat: Hayrola, ne oldu, hastan mı var, biriyle niza mı ettin?
Karagöz: (ağlar gibi) Önümüz kış, kömür almak için Fatih’e gittim, bir de baktım, sırayla develer En önde haşa huzurdan bir eşşek, eşeğin üstünde koca fesli bir çocuk Derken, yukardan aşağıya bir çaylak geldi, çocuğu fesinden yakalayıp havaya kaldırdı

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #9
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



Hacıvat: Allah allah, sonra?
Karagöz: Çocuğun başındaki kırmızı fesi ciğer sanmış olacak ki, çaylak kapmış giderken altındaki eşşek de havaya, eşşeğe bağlı olan develer de birer birer havay, ben de bir devenin kuyruğundan yakaladım, haydii ben de havaya

Hacıvat: Vah vah! Aman merak ettim sonra?
Karagöz: Çocuğa bağırdım “Aman oğlum, fese yapış, sıkı tut” Derken hacıvat, çocuk fesi bırakınca haydii bütün katar paldır küldür aşağıyaEn altta ben, develer üstüme yığıldı Amanın can kurtaran yok mu, diye bastım feryadı Bir de uyandım ki ne deve var ne eşek Ben korkuyla küçük büyük ne varsa koyuvermişim Ne dersin bu rüyaya?
Hacıvat: Vayyy deminden beri söylediğin rüya mıydı, ben de sahi diye dinliyorum
Karagöz: Aptallığına doyma (tokat atar, Hacıvat gider) Sen gidersin ben de burada durmam ya, ben de çekilir giderim, iydgahta dollaba dilber seyrine, bakalım ayine-i devran ne suret gösterir (gider)
(Muhavere biter, şarkı eşliğinde Nigar Hanım ve Çelebi iki taraftan girerler ve karşılaşırlar)
Şarkı: makam Karcığar
Feyz bahş-i cân iken âlemde şirin sözlerin
Bir bakışla öldürür insanı baygın gözlerin
KNigar: Vay küçük bey, böyle nereye gidiyorsunuz?
Çelebi: Bir yerde işim var, oraya gidiyorum
KNigar: Malum, o şırfıntı Salkım İnci olacak karının evine
Çelebi: Hayır canım, benim onunla alakam yok
KNigar: Kime yutturuyorsun bu dolapları?
Karagöz: Zeytinyağlısını ben çok severim o dolmanın
Çelebi: Size karşı ben yalan söylemem
KNigar: Yazık olsun sana, ben seni namuslu bir delikanlı bilirdim, yanılmışım
Çelebi: Affedersiniz hanımefendi, size karşı hiç namussuzlukta bulunmadım
KNigar: Daha ne yapacaksın? Seni seviyorum diyerek beni aldattın, sana varımı yoğumu sattım yedirdim, bütün emlakımı sattım sana yedirdim, bütün akarımı sattım sana yedirdim
Karagöz: (pencereden) Vay pisboğaz oğlan vay, karının bütün akarını yemiş
KNigar: En sonunda beni o şırfıntı ile değiştin
Sİnci: (gelir, hiddetli hiddetli konuşur) Hanım ağzını topla, ben adamın ağzını mutfak paçavrası gibi çardanak yırtarım, bana adıyla sanıyla seksen mahalleden kovulmuş Salkım İnci derler
Karagöz: (pencereden) Ooo, bu daha yaman çıktı
KNigar: Bana da sekiz on kişiyi bıçaktan geçiren Kanlı Nigar derler Ben de adamın saçını başını yolar kel horoza çeviririm
Karagöz: (pencereden) Allah şerlerinden korusun
KNigar: Ben buna bütün varımı sattım, yedirdim (çelebiyi kendine çekerek) Gel bakayım bu tarafa
Sİnci: Ben de ona bütün elmaslarımı sattım yedirdim, gel beyim bu tarafa (kendine çeker)
Karagöz: (pencereden) vay canına oğlanı pay edemiyorlar
KNigar: Bana bak kardeş, seni aldatmış elmaslarını yemiş, beni de aldattı bütün varımı yedirdi Şurada benim evim var, götürelim bir temiz dayak atalım, soyalım kapı dışarı atalım
Sİnci: Vallahi yapalım, tut öyleyse (yakalarlar, eve götürürler)
Çelebi: Aman hanımlar afedersiniz, ben hata ettim (götürürler, içerden tokat, deynek sesleri, vurun, soyun)
Çelebi: (ağlar gibi) Aman rica ederim, bari soymayınız (soyarlar, bir don bir gömlek atarlar)
Çelebi: Aman donuyorum (titrer) dı dı dı dı
Karagöz: (gelir) Bu da kim, sen kimsin?
Çelebi: (titrer) Felaketzede üryanım dı dı dı dı
Karagöz: Anlamadım ya neden böyle soyundun, pehlivan mısın?
Çelebi: İki aşiftenin gazabına uğradım
Karagöz: Aşağı mahallede kazan mı kalaylşadın, kalaycı mısın?
Çelebi: Hayır baba, şu karşıki evde iki kadın var, onlar beni soydular, dövdüler, beni bu hale koydular
Karagöz: Vay utanmazlar, onların adları ne?
Çelebi: Birinin adı Kanlı Nigar
Karagöz: Vay öteki ne?
Çelebi: Salkım İnci, aman babacığım benim elbiselerimi al sana çok çok para veririm
Karagöz: Sen merak etme, ben şimdi gider onların evlerini başlarına yıkarım Hem oğlum sen beni tanır mısın?
Çelebi: Tanımam ama sen bir kabadayı adama benziyorsun
Karagöz: Ban adlan sanlan Karagöz derler
Çelebi: Memnun oldum Sen benim elbiselerimi al, cebimde bir altın saat var, onu sana veririm
Karagöz: Altın saat haa!
Çelebi: Evet, yüz altın kıymetinde
Karagöz: Senin elbiselerin nerede duruyor?
Çelebi: İçeride, küçük odada hemen kapının ardında
Karagöz: Neydi onların adı?
Çelebi: Kanlı Nigar, Salkım İnci
Karagöz: Olur (gider evlerine doğru bağırır) Hey bana bakın kanlı enginar, salkım saçak, sana kanlı enginar derlerse bana da zeytinyağlı bakla derler
KNigar: (içerden) Aman kızlar, kapının önünde biri bağırıyor, ben korkmaya başladım
Sİnci: Ben de korkmaya başladım
Karagöz: (oğlana) Görüyorsun benden nasıl korkuyorlar, hele adımı duysunlar, bütün bütün korkarlar, belki korkudan altlarına bile kaçırırlar (eve doğru) Haydi açın kapıyı verin oğlanın pırtılarını
KNigar: Verelim ama sen kimsin?
Karagöz: Bana adıyla sanıyla karagöz derler, ben adamın
KNigar: Aman kızlar, karagöz gelmiş nerelerde kaçalım

 

RapunzeL is offline  
Alt 18-08-2008   #10
 
Standart --->: Hacivat ve Karagöz oyunu



KANLI NİGAR OYUNUN DEVAMIKaragöz: Bir yere kaçamazsınız, her yeriniz sarılı
KNigar: Aman karagöz dayı, kapının önünde bağırma, biz konu komşudan utanıyoruz İçeri gelin bir kahvemizi için, bir iki lokma da yemeğimizi yeyin

Karagöz: Yemek mi? Ooo, yemeklerden neler var?
KNigar: (içerden) Aklının ermediği yemekler var
Karagöz: Mesela?
KNigar: (içerden) Alâ terbiyeli düğün çorbası, zeytinyağlı hünkar beğendi, zeytinyağlı taze barbunya fasulyesi, kıymalı puf böreği
Karagöz: (ağzını şapırdatarak) Tatlılardan neler var?
KNigar: (içerden) Ağzına layık hanım göbeği ve elmâsiye
Karagöz: Onların içinde sarmayla soyulmayla sonra da kapı dışına koyulma da var mı?
KNigar: (içerden) Ahçı başıya soralım, öyle yemek var mı?
Karagöz: Hadi açın kapıyı geliyorum (oğlana) Gidiyorum pırtılarını almaya
Çelebi: Aman babacığım çabuk getir, zira donuyorum dı dı dı dı
Karagöz: Ziyanı yok sen biraz çivi kes (eve gider) haydi açın kapıyı
KNigar: Kızlar açın kapıyı Karagöz dayı geliyor, buyrun buyrun
Karagöz: (girer) Sofralar kurulsun, yemekler gelsin, sonra bu oğlanın pırtıları gelsin
KNigar: Kızlar, vurun kol demirini kapıya, getirin sopaları
Karagöz: Ne oluyor?
KNigar: Sofra kuruluyor, yatırın şunu yere, vurun kızlar vurun
Karagöz: Aman vurmayın, ben bir şey istemiyorum, şaka yaptım vurmayın be
KNigar: Soyun, atın dışarı (soyarlar atarlar)
Karagöz: Vay canına, karılardan dayak yemesi ne fena, ay sırtım ayaklarım
Çelebi: Nerde elbiselerim?
Karagöz: Ananın köründe
Çelebi: Anam orada mı? (ağlar) Eyvahh beni böyle görmesin
Karagöz: Ne anası be
Çelebi: Elbiselerin ananın önünde demedin mi?
Karagöz: Vay uydurucu kerata, görmüyor musun, ben de soyuldum
Çelebi: Ne olacak böyle?
Karagöz: İki çıplak bir hama yakışır, gidelim şuradaki hamam girelim
Çelebi: Aman babacığım ne olacak böyle halimiz, ben donuyorum
Karagöz: (eve doğru gider) Bana bakın, kanlı enginar, salkım saçak hanımlar verin bizim elbiselerimizi
KNigar: Kızlar bir tekne soğuk su getirin şunların kafasına dökelim
Karagöz: Vazgeçtim
Hacıvat: (gelir)
Karagöz: (iki büklüm olur) Eyvah Hacıvat geldi
Hacıvat: (tanımaz) Bunlar taştan mamül heykeller galiba?
Çelebi: Bu adam ne dedi?
Karagöz: Taş kasaptaki dilenci keller dedi
Hacıvat: Bana bakın siz kimsiniz
Çelebi: Felaketzede üryanız
Karagöz: Evet Feriköy’ünde urbacıyız
Hacıvat: (kendi kendine) Ben bu sesi tanıyacağım, karagöz?
Karagöz: (başını kaldırır) ha?
Hacıvat: Aman birader bu ne kıyafet?
Karagöz: Ortalığa ziyafet
Hacıvat: Ne oldunuz böyle? Bu yaştan sonra pehlivanlığa mı heves ediyorsun? Ya bu delikanlı kim?
Karagöz: Pehlivanlık değil
Hacıvat: Peki niçin soyundunuz?
Karagöz: Biz soyunmadık, bizi soydular
Hacıvat: Kim soydu?
Karagöz: Şu arada iki karı var, onlar önce bunu sonra beni soydular, bu oğlanı iki karı aldatmış evlerine götürmüşler parasını elbiselerini almışlar, sonra kapı dışarı atmışlar
Hacıvat: Peki, ya seni kim soydu?
Karagöz: Ben de bunun elbiselerini istedim, karılar gel verelim dediler Kurnazlıkla beni içeri aldılar bir temiz dayak attılar, bu hale koydular, kapı dışarı attılar
Hacıvat: Kimmiş bunlar, bu mahalleye nerden gelmişler, bunların adı ne?
Karagöz: Ben bilmem, oğlan bilir
Hacıvat: Bunlar kim? Adları ne?
Çelebi: Birinin adı Kanlı Nigar birinin adı da Salkım İnci
Hacıvat: Ben şimdi gider onların hadlerini bildiririm (eve doğru gider) bana bakın hanımlar
KNigar: Sen kimsin?
Hacıvat: Ben bu mahallenin ihtiyarıyım, adıma Hacı Evhad çelebi derler
KNigar: Aaaa! Kızlar Hacıvat çelebi gelmiş, açın kapıyı, buyrun Hacıvat çelebi içeri, bir yorgunluk kahvesi için
Hacıvat: Siz buraya nerden geldiniz?
KNigar: Efendim içeri buyrun, hem konuşalım hem söyleyelim, ne olur bir kahvemizi için

 

RapunzeL is offline  
Cevapla

Hacivat ve Karagöz oyunu ile ilgili Benzer Konular
10051 Kez Görüntülendi

Hacivat ve Karagöz hakkında
Karagöz ve Hacivat
kelime oyunu
Bu Oyunu Bitirene +50 Rep
bom oyunu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336

Saat 15:15.


Forumalev Dantel Örgü Mumsema Forumacil Mumine Gunce
Powered by vBulletin® Version 3.6.10Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.