| |||||||
| Bize Ulaşın | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Arama | Yeni Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | Hacivat ve Karagöz oyunu HACİVAT - KARAGÖZ ![]() Karagöz-Hacivat Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir Bir görüşe göre Bizans, İtalya ya da Yunan kökenlidir Türkiye'ye Portekiz ya da İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla geldiğini savunanlar da vardır Ancak bu görüşleri kanıtlayacak yeterli belge yoktur Oysa Yavuz Sultan Selim döneminin güvenilir kaynaklarından İbni İlyas, gölge oyununun Türkiye'ye XVI yy 'da Mısır'dan geldiğini ortaya koymuştur İlk zamanlar Mısır gölge oyununun etkisi altında olan Karagözün, kesin biçimini XVII yy 'da aldığı ve tiplemelerin de bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülmektedir KARAGÖZ Karagöz ve Hacivat'ın gerçek kişiler olduğuna dair halk arasında yaygın bir efsane vardır Buna göre Karagöz B Trakya'da yaşayan bir demirci ustasıdır Orhan Gazi Bursa'yı alınca buraya gelir, Demirtaş Köyü'ne yerleşir Orhan Gazi'nin emriyle inşa edilmekte olan caminin bağlantı demirlerini yapmakla görevlendirilir Caminin ustabaşısı Hacı İvaz(Hacivat) ile Karagöz arasında bir süre sonra eğlenceli söyleşmeler başlar Öteki işçiler işi gücü bırakıp onları izlediklerinden işler yarım kalır Durumu öğrenen Orhan Bey, Karagöz'ün başını vurdurtur; olanları görüp ürken Hacivat da hacca gitmek üzere yola çıkar, eşkıyalar tarafından öldürülür Tüm olanlardan pişmanlık duyan Orhan Bey, Şeyh Küşteri adlı birinin Karagöz'le Hacı İvaz arasında geçen söyleşmeleri bildiğini öğrenir Çağırtıp anlatmasını ister Şeyh Küşteri de aydınlatılmış bir perdeye yansıttığı görüntülerle Hacı İvaz ve Karagöz arasındaki söyleşmeleri canlandırır Orhan Bey çok beğenir ve bu oyunun sürdürülmesini ister Böylece Karagöz oyunu ortaya çıkmış olur Halk arasında yaygın bir efsane olmasına karşın, yapılan araştırmalar bu efsanede kimi tarih tutarsızlıklarının olduğunu ve gerçekle pek ilintisi olamayacağını ortaya koymuştur Karagöz oyunları dört bölümden oluşur: mukaddime (öndeyiş,giriş), muhareve (söyleşme), fasıl (oyunun kendisi) ve bitiş Oyunun mukaddime denilen bölümünde, ilkin perdeye göstermelik yansıtılır Göstermelik çoğu kez oyunun içeriğiyle ilintisi olmayan bir görüntüdür (bir dalyan,vakvak ağacı, gemi, denizkızı, kediler, Burak vb ) Bu görüntü müzik eşliğinde perdeye yansıtılarak izleyicilerin ilgisi oyuna ve perdeye çekilir Görüntü nareke adı verilen cırtlak bir düdük sesiyle kaldırılır ve tefin tartımına uygun hareketlerle perdeye Hacivat gelir, bir semai okur Bunu kimi kez, bir ara semaisi izler Ardından ''Of hay Hak'' diyerek perde gazeline başlar Bu gazel, öndeyiş bölümünün en önemli öğesidir Bunda Karagöz perdesinin bir öğrenek yeri olduğu, felsefi ve tasavvufi anlamı, kurucusunun Şeyh Küşteri olduğu belirtilir Padişaha övgü ve yakarışın yanısıra tasavvuf konularına da değinilir Bundan sonra Hacivat, uyaklı bir anlatımla konuşur ve bir beyit okur, kendisine kafa dengi bir arkadaş aradığını ve bu arkadaşta aradığı özellikleri ağdalı bir dille belirtir Kimi kez yeniden bir beyit okuduktan sonra perdeye Karagöz indirilir İkisi dövüşmeye başlar, Hacivat kaçar, Karagöz yere uzanıp ona veriştirmeye başlar Ardından bir tekerleme söyler Bu tekerleme genellikle aynı harfle başlayan çeşitli sözcüklerin belli bir mantık bağı olmadan art arda sıralanması biçimindedir (Esasen ''Kara kaşla kara gözlümdür sebep'' şarkısı karalığından neş'et ettiği için kasımın fırtınasına karışan kaz yavruları karmakarışık olup karabiber havanına girdikleri için kaşık altı oldular) Bundan sonra, muhavere bölümüne geçilir Muhavere genellikle oyunun iki baş kişisi olan Hacivat'la Karagöz arasında geçer Bazen muhavereye başka kişilerin de katıldığı olur Bu bölüm salt söze dayanır olay yoktur Amacı, Karagöz'le Hacivat'ın kişiliklerini, ses, yaradılış, yetişme biçimi ve diğer özelliklerini vurgulayarak yansıtmak ve kişilikleri arasındaki zıtlığı belirginleştirmektir Karagöz ve Hacivat Fasıl bölümü oyunun kendisidir Burada Hacivat ve Karagöz'ün yanısıra, oyunun öteki kişileri de bir olaylar dizisi içinde yer alır XVI yy 'da belirli bir konudan çok hayvanlarla, gemilerle daha çok kopuk sahneler gösterilirken, XVII yy 'dan başlıyarak fasıl konuları belli bir olaylar dizisine uymaya başlamıştır Fasıllar çok çeşitlidir En eski olan ve her Karagöz oynatanın dağarcığında bulunması gerekenlere karı kadim, Meşrutiyet döneminden sonra ortaya çıkanlara nev icat denir Bitiş bölümü genellikle çok kısadır Karagöz oyunun bittiğini belirtir, kusurları için af diler, gelecek oyunu duyurur Bundan sonra Hacivat'la aralarında kısa bir söyleşme geçer, bu söyleşi oyundan çıkarılacak öğreneği vurgular Karagöz figürleri kalın deriden, özellikle deve derisinden yapılır Bu derinin kullanılabilmesi için birçok işlemden geçmesi gerekir Renklendirme için eskiden kökboyalar kullanılıyordu, bugün ise bunların yerini çini mürekkebi almıştır
|
| |
| Sponsored Links |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
| | #2 |
| | Oynak eklemli olarak yapılan parçalar birbirlerine kiriş, kursak, tel ya da naylon iplik ile bağlanır Oynatma değneklerinin geçeceği delikler, yuvarlak ikinci bir deri parçası dikilerek derinleştirilir Karagöz perdesinin boyutları eskiden 2x2,5 m iken daha sonra 1,10x0,80 m olmuştur Perdenin çevresi çiçekli bezden, ayna denen yarı saydan bölümü ise mermerşahidendir Perdenin arkasında ve tabanında perdenin çerçevesine iplerle tutturulmuş peş tahtası denen bir raf bulunur Buraya perdeyi aydınlatan meşale konur Meşale çeşitli biçimlerde hazırlanır Bir çanak içine pamuk ipliğinden yapılmış dört parmak kalınlığında bir fitil konur, zeytinyağı, beziryağı ya da susamyağıyla yakılır Çok parlamaması için, arada bir, yağın içine bir zincir daldırılır Perde mumlarla da aydınlatılabilir Oynatma değnekleri 60cm boyunda ve gürgendendir Figürdeki deliğine iyice yerleşmesi için ucu ısıtılır ya da erimiş muma batırılır Karagöz tek bir sanatçının gösterisidir Bu kişiye hayali ya da hayalbaz denir Karagözde müziğin yeri çok önemlidir Oyun baştan sona müziklidir Karagöz oynatan kişinin, hem oyunun tekniği ile ilgili işleri, hem müziği, hem de figürleri idare etmesi gerekir Bu nedenle bazen çırak kullandığı da olur Bunlara yaptıkları işlere göre sandıkkar, yardak, dayrezen gibi adlar verilir Karagöz oyunlarında bilinen tiplemelerin XVII yy 'da ortaya çıkmaya başladığı öne sürülmektedir Karagöz oyunlarındaki kişilerin en önemli özelliği, değişik tiplerden seçilmiş olmalarıdır Bunlar durağan, değişmez kişilikleri simgelerler İstemlerini kullanma güçleri yoktur, bu yüzden sürekli kendilerini yinelerler İlişkilerinde ve davranışlarında değişmezlik sözkonusudur Belli bir zamana da oturtulmamışlardır Geçmişleri ve gelecekleri yoktur Abartılmış kusurlar, özellikler tek kişide toplanmıştır Dış görünüşleri önemlidir XVII yy 'da kesin biçimini alan Karagöz, kısa sürede en tutulan ve yaygın seyirlik oyunlardan olmuştur Kaynaklarda XVI yy 'dan başlayarak sık sık adına rastlanmakla birlikte, hakkında yeterince bilgi verilmemiştir Karagöz oyunu üzerine bilgilerin çoğu XIX yy kaynaklarından edinilmiştir Araştırmacılar Karagöz oyunlarının nasıl bir halk güldürüsü olduğuna ilişkin çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir Kimisine göre dar bir mahallenin sınırları içine sıkışmış, gerçek dünyayla ilişkisi olmayan; kimine göre felsefi ve tasavvufi; kimine göre de erotik öğelerin ağır bastığı bir halk seyirlik oyunudur Türkiye'ye gelmiş birçok yabancı, gördükleri Karagözün açık saçık bir oyun olduğu üzerinde durmuşlardır Thevenot, G A Oliver, Gerard de Nerval, Karagöz'ün perdeye erkeklik aygıtı ile çıktığını söyleyen Sevin, Edmond de Amicis gibi Nitekim ele geçen bazı kaynaklar, Karagöz oyunlarında siyasal taşlamalara ve güncel olaylara da yer verildiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır Çeşitli yabancı tanıklar Karagözün siyasal yönüne dokunuyorlar Bir tanık, Karagözün hoşnutsuz kişilerin sözcüsü olduğu için yasaklandığını, kimi yerlerde sınırlı olarak oynatıldığını söylüyor Bir başkası Karagöz'de söyleşmelerin yer yer mizahlı, nükteli, yer yer fitneci, ortalığı karıştırıcı olduğunu, sultana bile sataştığını belirtiyor Oysa temel olan Karagöz'ün açık biçimli bir oyun olması, her olaya, konuya ve amaca uyarlanabilmesidir![]() ![]() Türk gölge oyununun tek temsilcisi olan Karagöz'ün günümüzde canlılığını koruyamadığı görülmektedir Çeşitli Karagöz oyunları sahneye, televizyona, baleye uyarlanmış, sergiler açılmış, Karagöz oyunu yarışmaları düzenlenmişse de günümüze değin geleneksel biçimi üzerinde yeterince durulmamıştır
|
| |
| | #3 |
| | Karagöz oyununun klasik dağarcığı (= repertuvarı) 28 oyundan bileşiktir Bu rakam, Ramazan ayında Tanrıya tapınmakla geçirilmesi gereken «Kadir gecesi» dışındaki gecelerin sayısına denktir Ne var ki, bilinen Karagöz oyunları sayısı bu rakamın üstünde olup, karagöz sanatçıları Ramazan aylarında onlar arasından seçtikleri 28 oyunla kendilerine göre bir dağarcık meydana getirirler Karagözcüler arasındaki geleneğe göre, Ramazanın ilk gecesinde çoklukla Mandıra oyunu, arefe gecesinde de Meyhane oyunu oynatılırdı (böylece, Ramazan ayında kapanan meyhanelerin bayramda açılacağı müjdelenmiş olurdu) Karagöz oyunları iki ana bölüme ayrılır: 1 Kâr-i kadîm (= eski zaman işi: klasik) oyunlar 2 Nev-îcâd (= yeni uydurulmuş: modern) oyunlar «Kâr-ı kadîm» oyunlar şunlardır: Abdal Bekçi, Ağalık, Bahçe, Balık, Büyük Evlenme, Canbazlar, Câzûlar, Çeşme, Ferhad ile Şirin, Hamam, Kanlı Kavak, Kanlı Nigâr, Kayık, Kırgınlar, Mandıra, Meyhane, Orman, Ödüllü (Pehlivanlar), Salıncak, Sünnet, Şairlik, Tahir ile Zühre, Tahmis, Ters Evlenme, Tımarhane, Yalova Safâsı, Yazıcı Evliya Çelebi'nin «taklid» diye andığı 10 oyundan Civan Nigâr (= Kanlı Nigâr?), Civan Nigâr Hamama girüb Gazi Boşnak hamamda Civan Nigârı basub Karagöz'ü kirinden üryan bağlayub hamamdan çıkarması (= Hamam), Üç eşkiya çelebiler (= Orman?), Hoppa (= Yalova Safâsı?) adlı dört tanesinin «zamanımıza kadar devam ettiği» tahmin edilmektedir Karagöz oyunlarının kaynakları üzerinde bugüne değin gereği gibi çalışılmış değildir; kimi incelemeciler, bunlardan birkaçının (Ters Evlenme, Yalova Safâsı, Cincilik) Hint, Çin, Arap (Binbir Gece) hikâye, oyun ve masallarıyle yakınlık gösterdiğine işaret etmişlerdir «Nev-îcâd» oyunlar şunlardır: Aşçılık, Bakkal (Yangın), Bursalı Leylâ, Cincüik, Eczane, Hain Kâhya, Hançerli Hanım, Kerem ile Aslı, Leylâ ile Mecnun, Sahte Esirci, Sahte Kedi, Ortaklar, Karagöz'ün Fotoğrafçılığı, Karagöz Dans Salonunda v b Karagöz, günlük olaylara açık bir sanat türü olduğu için, zamanın eğilimi ve ilgisi gözönünde bulundurularak, dağarcığa her devirde yeni yeni oyunlar eklenmiştir Sözgelimi, Tanzimat'tan sonra bir yandan Hançerli Hanım, Tayyarzâde v b gibi halk hikâyeleri karagöze uyarlanırken, bir yandan da, edebiyatımızın Batıya yönelişine paralel olarak, Ahmet Mithat'ın Hüseyin Fellâh romanı ile Moliere'in Zoraki Hekim (= Karagöz'ün Hekimliği) komedyası dahi karagöz oyunu haline getirilmiş, ayrıca, Hain Kâhya, Sahte Kedi v b gibi tuluat tiyatrolarının oyunlarından da yararlanılmıştır Karagöz oyunları, kimi incelemeciler tarafından "konular gözönünde bulundurularak" birtakım gruplara ayrılmıştır Böyle bir ayırmayı ilk olarak deneyen Georg Jacob, karagöz oyunlarını 4 grupta toplamıştır:4 1 Karagöz'ün bir iş tutması : a İşsiz olan Karagöz'e Hacivat aracı olup bir iş bulur, ya da aynı işte ortak olurlar (Canbazlar, Orman, Salıncak- Kayık, Yazıcı v b ) Bu bölüme giren oyunlarda geleneksel birtakım uğraşlar, zanaatlar tanıtılır
|
| |
| | #4 |
| | b Kimi zaman, Karagöz, bir yarışma dolayısıyle bir işe girmiş olur (Ödüllü, Şairlik) c Kimi zaman da, Karagöz, bir raslantı ile birtakım uğraşların içine girmiş bulunur (Balık, Tahmis) 2 Karagöz'ün, kendisine yasak edilen yerlere girmeye çalışması, ya da yapılmaması gereken şeylere burnunu sokması (Abdal Bekçi, Bahçe, Hamam, Kanlı Kavak) 3 Bir dolantı (= entrika) içinde Karagöz'ün kendini gülünç ya da zor bir durum içinde bulması (Ters Evlenme, Yalova Saf âsi, Meyhane v b ) 4 Efsanelerden, halk hikâyelerinden alınan konuların karagöze uyarlanması (Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zühre, Leylâ ile Mecnun, Hançerli Hanım v b ) Sabri Esat Siyavuşgil, karagöz oyunlarını 3 grupta toplamıştır: 1 Basit örf ve âdet veya zanaat parodileri (Tahmis, Balık, Canbazlar, Büyük Evlenme) Bu gruptaki oyunlarda dolantı yoktur; bu oyunların amacı, bir âdet ya da bir zanaatın çekici, meraklı ve eğlenceli safhalarını göstermektir Bu oyunlarda taklitler çok azdır 2 Vesile-entrikalı cemiyet satirleri: a «Sünnet» tipi oyunlar (Sünnet, Ödüllü, Şairlik, Tımarhane) Bu gruptaki oyunlarda dinsel-ulu-sal gelenekler realist tablolar halinde gösterilir, taklitlere de epey yer verilir b «Kayık» tipi oyunlar (Kayık, Salıncak, Yazıcı, Eczane, Orman, Aşçılık, Ağalık) Bu gruptaki oyunlar, Karagöz'le Hacivat'ın para getirecek bir işe girmeleri temeli üzerine kurulmuştur Girilen iş dolayısıyle, Karagöz'le Hacivat, İmparatorluğun çeşitli tipleriyle karşılaşırlar; dolayısıyla, taklitlere geniş ölçüde yer verilmiş olur; bu bakımdan, bu oyunlar birer karakter komedyası niteliği gösterirler c «Mandıra» tipi oyunlar (Mandıra, Çeşme, Kanlı Nigâr, Meyhane) Bu gruptaki oyunlarda konu önem kazanmış, taklitlerin ve toplum hayatından alınma sahnelerin yanında toplumsal yergiye de yerverilmiştir d «Bahçe» tipi oyunlar (Bahçe, Abdal Bekçi, Hamam, Yalova Saf üst) Bu gruptaki oyunlarda, Karagöz, girmesi kendisine yasak edilen yerlere girme çabası gösterir Dolantmın epey karmaşık bir hal aldığı bu oyunlarda, toplum vicdanını inciten olaylara karşı toplumsal yergi daha keskinleşmiştir e «Ters Evlenme» tipi oyunlar (Ters Evlenme, Câzûlar, Kanlı Kavak) Bu gruptaki oyunlarda do-lantı önem kazanmış, seyircinin ilgisi, düğümün nasıl çözüleceği, oyun kişilerinin zor durumdan nasıl kurtulacakları noktaları üzerinde toplanmıştır İlginin olay örgüsü üzerinde toplanması dolayısıyle, bu gruptaki oyunlarda çoklukla taklitlere yer verilmemiştir 3 Müstakil entrikah fasıllar veya halk hikâyeleri adaptasyonları (Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zilhre, Leylâ ile Mecnun, Arzu ile Kanber, Hançerli Hanım, Hain Kâhya v b ) Her iki incelemecinin de gruplara ayırma çabası "Siyavuşgil'in de işaret ettiği gibi" ister istemez «indî» ve «itibarî» kalmış, birtakım oyunlar (sözgelimi Tımarhane oyunu) bu gruplardan birine sokulmak için zorlanmıştır
|
| |
| | #5 |
| | Hacivat, geleneksel Türk gölge oyununun baş karakterlerinden biridir ![]() Tam bir düzen adamıdır Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar![]() Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı Hacıvat tasvirleri vardır ![]() Karagöz, tek aktörlü, tek yazarlı, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunu ![]() Eskiden hayali zıll, zıllı hayal, hayali sitare denilen Karagöz oyununun doğuşuna ilişkin en yaygın rivayet şöyledir: Orhan Gazi devrinde Bursa'da Ulucami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasındaki nükteli konuşmalar diğer çalışanları öyle güldürüyormuş ki, bunları dinlemek isteyenler işlerini bırakıp etraflarında toplanıyorlarmış Tabi inşaat çalışması aksamaya başlamış Bunu duyan padişah ikisini de idam ettirmiş Ancak padişah daha sonra çok pişman olmuş Onu teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî, başındaki beyaz sarığı çıkarıp germiş ve arkasına ışık yakmış Ayağından çıkardığı çarıklarla da Karagöz ve Hacivat'ın tasvirlerini yaparak perdeye yansıtmış Onların nükteli konuşmalarını tekrar canlandırmış Padişahı teselli etmeye çalışmış İşte o gün bugündür Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş İşte günümüzde de Karagöz Perdesine Şeyh Kuşterî meydanı denilir ve bu zat Karagözcülüğün piri sayılır![]() Karagözün kukladan farkı iki boyutlu suretler ve bunların gölgeleriyle oynanmasıdır Suretler renklidir![]() Oyun 2x2,5 veya 1x1,20'lik bir bez perde üzerine aksettirilen tasvirlerin gölgelerinin konuşturulmasıdır Kenarları çiçekli bez perde patiskadandır Asıl perdeye ayna denir Perde arkasındaki peş tahtası üzerindeki şem'a ile bu gölgelendirme sağlanır![]() Tasvirler manda, dana, deve derisinden yapılır Deri saydamdır, nevrekan'la kesilip kök boyasıyla boyanır Hareketli yerleri kirişle tutturulur, değnek delikleri açılır 30-40 cm olan tasvirleri oynatmak için 60 cm lik değnekler kullanılır Sol elle Karagöz, sağ elle öteki tipler oynatılır![]() Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır![]() Oyun 4 kısımdan oluşur Giriş, muhavere, fasıl, bitiş Sahne açılır, göstermelik ve nareke'den sonra Hacivat gelir bir gazel okur, Karagöze sataşır, perdenin sağ üstünden Karagöz Hacivat'ın üstüne atlar, kavga ederler ve Hacivat kaçar Sonra gelir, konuşmaya başlarlar Konuşma bitince Karagöz çeşitli tiplerle konuşup güldürür, özel bir tip gelir, onunla kavga eder Bitişte Karagöz ve Hacivat yine ağız dalaşı yaparlar ve kavga ederlerken oyun biter![]() Oyun boyunca müzik özellikle her tipin sahneye gelişinde etkili bir şekilde kullanılır ![]() Tipler şive taklitlerinde Kastamonulu, Kayserili, Bolulu, Laz, Kürt, Arnavut, Arap, Acem, Rumelili, Ermeni, Rum, Yahudi, Frenk'tir Hasta tipler Tiryaki, Beberuhi, Kekeme, Esrarkeş, Sarhoş, Deli, Denyo'dur Çelebi, Zenne, Köçek tipleri dışındaki özel tipler büyücü, cadı, canavardır![]() Oyunların konuları Ferhat ile Şirin, Hamam, Kanlı Nigar, meyhane, Sünnet, Tımarhane gibi eski, Bakkal, Cinci, Eczane, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi yeni şekillerdedir ![]() Karagöz herşeye burnunu sokan, kaba, aşırı meraklı, okuma yazması kıt, cahil, cahillikten veya işine gelmediğinden herşeyi ters anlayan, anlamazlıktan gelen, yanlış yorumlayan, müstehcen konuşan, biedep çingene ve işsiz, mesleksiz, karısıyla sürekli kavga eden bir tiptir ![]() Hacivat, hali vakti yerinde, herkesle hoş geçinen, alıştığı gibi konuşan, akıl hocasıdır Karagözle sürekli kavga ederler Arapça Farsça konuşmalarını Karagöz hep ters anlar![]() Konular genellikle Karagözün züğürtlüğü, işsizliği, Hacivatın onaiş bulmasına rağmen beceriksizliği, alışılmışın dışına çıkışı; Karagöz'ün yasak veya tehlikeli bir yere girişi, başına türlü işlerin gelmesi, tiplerle çatışması; bir maceraya karışması; halk edebiyatı konuları arasına karışmasıdır Ferhad ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi aşk hikayelerini kendi tekniğine uydurur Mesela Hacivat Karagöz'e Ferhat ile Şirin'in macerasını anlatır: Ferhat Şirin'in kasrını boyayan nakkaştır, Şirin'e aşıktır, Şirin'in anası Ferhat'tan Elma Dağı'nı delip kasra su getirmesini istemiştir, Ferhad o şartla Şirin'i elde edebilecektir![]() ![]() Daha bu hikaye anlatılırken Karagöz'ün aklı durur, mesela bir insanın aşk uğruna dağı delmeye kalkışmasını havsalası almaz, garip yorumlar yapar Sahnede oyunun gerektirdiği dekorları da kendine göre olmayacak şeylere benzetir, oyun romantik bir konuyu komik düzeye indirir Mesela perdede Hacivat'ın evi tarafında Elma Dağı bir moloz yığınıdır vs![]() Kalıplaşmış sözler: Hacivat'ın girişte 'yar bana bir eğlence' demesi Muhaverede Hacivat ile Karagöz arasındaki hazır ikili konuşma Karagöz'ün tekerleme cevapları Hacivat'ın bitişte 'yıktın perdeyi eyledin viran/varayım sahibine haber vereyim heman' demesi Karagöz'ün 'her ne kadar sürci lisan ettikse affola' diye bitirmesi![]() Karagöz sahneye hep sağdan gelir, Hacivat ve tipler soldan Sahneye Küşteri meydanı denir, genellikle bir İstanbul mahalle meydanıdır![]()
|
| |
| | #6 |
| | ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #7 |
| | KARAGÖZ KARAGÖZ-(Pencereden )Geliyorum! ![]() ![]() Geliyorum!![]() ![]() ![]() HACİVAT-(Pencereye gelerek) Vay Karagöz’üm, maşallah! KARAGÖZ-Selvinin tepesine bin de kuş avla ![]() HACİVAT-Dinle Karagöz’üm; sabahleyin evden çıktım, çarşıdan geçerken bir serpuş(şapka) aldım Hem yeni serpuşumu göstermek, hem de biraz yorgunluk atmak için Karagöz’üme uğrayayım demiştim![]() KARAGÖZ-Ne yapayım? Ne olacak? HACİVAT-Canım efendim serpuş almıştım ![]() KARAGÖZ-İyi ya be yahu, ondan da bana ne! HACİVAT-Ayol öyle mi derler? KARAGÖZ-Ya nasıl derler? HACİVAT-Güle güle giy, başında paralansın derler ![]() KARAGÖZ-Peki Güle güle giy başında paralansın![]() HACİVAT- Dönüşte odun deposunun önünden geçiyordum Bari birkaç çeki de odun alayım dedim Aldım eve gönderdim![]() KARAGÖZ- Güle güle, başında paralansın ![]() HACİVAT- Ayol sus Bu serpuş değil, odun aldım odun![]() KARAGÖZ- İyi ya, güle güle başında paralansın! HACİVAT- Canım öyle denmez ![]() KARAGÖZ- Ya ne denir? HACİVAT- Güle güle yak, otur da külüne bak, denir ![]() KARAGÖZ- Ha, Peki! Güle güle yak, otur da külüne bak ![]() HACİVAT-Hah aferin! Derken birader, yolda bizim hasan ustaya rast geldim Evin damı akıyordu, aklıma geldi Eve gönderdim Evin kiremitlerini aktarıp, biraz da ufak tefek kırık döküğü tamir etmesini tembih ettim![]() KARAGÖZ-Güle güle yak Otur da külüne bak![]() HACİVAT-Aman ne yaptın birader? KARAGÖZ-Güle güle yak Otur da külüne bak![]() HACİVAT-Canım efendim öyle denmez ![]() KARAGÖZ- Ya ne denir? HACİVAT-Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız denir![]() KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız HACİVAT-Eksik olma Karagöz’üm Derken efendim, evimin tamir edildiğini gören alacaklılardan biri, Hacivat zenginleşmiş, ev yaptırıyor, gidip alacağımı isteyeyim diye para almaya gelir Benim param tükendiğinden alacaklı ile boğaz boğaza kavga ettik, ikimizi mahkemeye götürdüler, mahkeme sonucunda ikimizi de hapse attılar![]() KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız![]() HACİVAT- Aa birader, hapisteyim, hapiste! KARAGÖZ- Oh oh! Maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz İçinden hiç eksik olmayınız![]() HACİVAT- Ayol öyle denmez ![]() KARAGÖZ-YA ne denir? Ne bileyim ben! HACİVAT- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar, denir![]() KARAGÖZ- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar![]() HACİVAT- Aferin Karagöz’üm Sonra efendim, bizi hapisten çıkardılar Ben o sevinçle koşa koşa eve gidiyordum Acele ile fırının yanından geçerken küreğin sapı gözüme dokunup çıkarmaz mı?KARAGÖZ- İnşallah efendim yakında biri sebep olurda çıkarır Siz merak etmeyin, ötekini de çıkarırlar![]() HACİVAT- Gözüm çıktı efendim, gözüm ![]() KARAGÖZ-İnşallah efendim biri sebep olur ötekini de çıkarır ![]() HACİVAT- Canım öyle denmez! KARAGÖZ- YA ne denir? HACİVAT- İnşallah şifa bulursunuz, yakında hiç görmemişe dönersiniz denir ![]() KARAGÖZ- İnşallah şifa bulursunuz, yakında hiç görmemişe dönersiniz ( Tokat atar, Hacivat gider ) Münasebetsiz, kapımın önünde yaptığı gürültü patırtı ile etrafı rahatsız ettiği yetmemiş gibi, boş laflarla beni yormaya kalkıyor Sen gidersin de beni buraya lofça çivisi ile mıhlamadılar ya! Ben de çekilir giderim![]()
|
| |
| | #8 |
| | KANLI NİGAR OYUNU Karagöz ve çıplağı Hacıvat ve çıplağı Çelebi ve çıplağı Kanlı Nigar Salkım İnci Mercan ve çıplağı Beberuhi ve çıplağı Tuzsuz Deli Bekir ve çıplağı Uzun efe Hacıvat semai söyleyerek gelir Makam: Rast Durmaz işler tâ ciğerden hançerimin yaresi Böyle zalim olmasın hiç kimsenin mehparesi Hacıvat: Huzuru erbabı safada, nazargahi ehli dehada, yani şu bezmi şevkefzada bana da bir yari vefadar olsa Geliverse şu kayme üzre kadem bassa, ben söylesem o dinlese, o söylese ben dinlesem Her ikimizde söyleşirken bizi temaşâ eden ahibba safayab olsalar![]() Demem o demek değil, ben bendenize ben duacınıza, ben hâke, ben hâkesâre ![]() Karagöz: (pencereden) Senin gibi kör kesere (çekilir) Hacıvat: Eli yüzü yunmuş, elfâzı düzgün bir kafadâr olsa Karagöz: (pencereden) Kafan darsa aşağı iner bollaştırırım ha(çekilir) Hacıvat: Diyelim iş ne imiş, işimizi mevlam onara, yar bana bir eğlence medettttt, aman bana bir eğlence medettt Karagöz: (pencereden) Hacıvat bağırma, evde çocuk uyuyor, uyanırsa karışmam, oturağını kafana atarım (çekilir) Hacıvat: Ah bana bir eğlence amannn Karagöz: (pencereden) Bağırsan da gelmeyeceğim, çağırsan da gelmeyeceğim (çekilir) Hacıvat: Gel benim servi bülendim Karagöz: (pencereden) Gelemem benim sümüklü efendim Hacıvat: Gel benim ömrümün hasılı Karagöz: (pencereden) Gelemem ayağımın nasırı Hacıvat: Gel benim serseri gezenim Karagöz: (pencereden) Atlarsam tepeni ezerim Hacıvat: Aşağı gelsene karagözüm Karagöz: (pencereden) memgel Hacıvat: Pergel mi? Karagöz: Beş on tane usta dülger Hacıvat: Aman karagözüm, aşağıya ne ile gelirsin? Karagöz: (pencereden) Arabayla Hacıvat: araba olmazsa? Karagöz: (pencereden)Şimendiferle Hacıvat: Anlaşıldı karagözüm senin canın letaif istiyor Karagöz: (pencereden) Nasıl da bilirsin canımın kadayıf istediğini Hacıvat: Karagözüm dil bilir misin? Karagöz: Dil de bilirim, dudak da, yanak da Hacıvat: Mesela Rumca bilir misin? Karagöz: Bilirim Hacıvat: Ela do Karagöz: Elin doluysa oraya koy Hacıvat: Anlaşıldı Rumca bilmiyorsun, Ermenice bilir misin? Karagöz: Bilirim Hacıvat: Egurnaim Karagöz: Koy oraya sonra alayım Hacıvat: Anlaşıldı, Ermenice de bilmiyorsun, Yahudice bilir misin? Karagöz: Bilirim Hacıvat: Venaki Karagöz: Al parayı ver rakıyı Hacıvat: Peki Arapça bilir misin? Karagöz: Uydur uydur söyle Hacıvat: Taal hin Karagöz: Tahin yemem sonra uyuz olurum Hacıvat: Acaba çingenece bilir misin? Karagöz: Süt be süt Hacıvat: Uclan Karagöz: (pencereden atlayarak) Soskiros Hacıvat: Ben ne diyeceğim? Karagöz: Soborlos keros de Hacıvat: Aman karagözüm ve ne dil kelamı, ve neyin lisanı? Karagöz: (hafifçe) Çingene, çingene Hacıvat: Çengelde mi? Karagöz: Hayır sırıkta asılı Hacıvat: Doğru söyle karagözüm siz kimlerdensiniz? Karagöz: Biz unkapanı’nda elek yapar elek satarız Hacıvat: Unkapanında börek yapar börek mi satarsınız? Karagöz: Zeyrek yokuşunda benden bir yumruk yer misiniz? Hacıvat: Karagözüm aslını saklayan piçtir, sen kimlerdensin? Karagöz: Çingene (tokat) Kerata bizim çingeneliği meydana koydurdu ![]() Hacıvat: (gider, gelir) Karagözüm sen çingene değilsin, senin ahlakın çingenedir, sana çingene derlerse bühtan ederler ![]() Karagöz: Gelip bir kere benim halimi sormazsın, bir takım saçma sapan laflar edersin ![]() Hacıvat: Hayrola, ne oldu, hastan mı var, biriyle niza mı ettin? Karagöz: (ağlar gibi) Önümüz kış, kömür almak için Fatih’e gittim, bir de baktım, sırayla develer En önde haşa huzurdan bir eşşek, eşeğin üstünde koca fesli bir çocuk Derken, yukardan aşağıya bir çaylak geldi, çocuğu fesinden yakalayıp havaya kaldırdı
|
| |
| | #9 |
| | Hacıvat: Allah allah, sonra? Karagöz: Çocuğun başındaki kırmızı fesi ciğer sanmış olacak ki, çaylak kapmış giderken altındaki eşşek de havaya, eşşeğe bağlı olan develer de birer birer havay, ben de bir devenin kuyruğundan yakaladım, haydii ben de havaya Hacıvat: Vah vah! Aman merak ettim sonra? Karagöz: Çocuğa bağırdım “Aman oğlum, fese yapış, sıkı tut ” Derken hacıvat, çocuk fesi bırakınca haydii bütün katar paldır küldür aşağıya En altta ben, develer üstüme yığıldı Amanın can kurtaran yok mu, diye bastım feryadı Bir de uyandım ki ne deve var ne eşek Ben korkuyla küçük büyük ne varsa koyuvermişim Ne dersin bu rüyaya?Hacıvat: Vayyy deminden beri söylediğin rüya mıydı, ben de sahi diye dinliyorum Karagöz: Aptallığına doyma (tokat atar, Hacıvat gider) Sen gidersin ben de burada durmam ya, ben de çekilir giderim, iydgahta dollaba dilber seyrine, bakalım ayine-i devran ne suret gösterir (gider) (Muhavere biter, şarkı eşliğinde Nigar Hanım ve Çelebi iki taraftan girerler ve karşılaşırlar) Şarkı: makam Karcığar Feyz bahş-i cân iken âlemde şirin sözlerin Bir bakışla öldürür insanı baygın gözlerin Nigar: Vay küçük bey, böyle nereye gidiyorsunuz?Çelebi: Bir yerde işim var, oraya gidiyorum K Nigar: Malum, o şırfıntı Salkım İnci olacak karının evineÇelebi: Hayır canım, benim onunla alakam yok K Nigar: Kime yutturuyorsun bu dolapları?Karagöz: Zeytinyağlısını ben çok severim o dolmanın Çelebi: Size karşı ben yalan söylemem K Nigar: Yazık olsun sana, ben seni namuslu bir delikanlı bilirdim, yanılmışımÇelebi: Affedersiniz hanımefendi, size karşı hiç namussuzlukta bulunmadım K Nigar: Daha ne yapacaksın? Seni seviyorum diyerek beni aldattın, sana varımı yoğumu sattım yedirdim, bütün emlakımı sattım sana yedirdim, bütün akarımı sattım sana yedirdim![]() Karagöz: (pencereden) Vay pisboğaz oğlan vay, karının bütün akarını yemiş K Nigar: En sonunda beni o şırfıntı ile değiştinS İnci: (gelir, hiddetli hiddetli konuşur) Hanım ağzını topla, ben adamın ağzını mutfak paçavrası gibi çardanak yırtarım, bana adıyla sanıyla seksen mahalleden kovulmuş Salkım İnci derlerKaragöz: (pencereden) Ooo, bu daha yaman çıktı K Nigar: Bana da sekiz on kişiyi bıçaktan geçiren Kanlı Nigar derler Ben de adamın saçını başını yolar kel horoza çeviririm![]() Karagöz: (pencereden) Allah şerlerinden korusun K Nigar: Ben buna bütün varımı sattım, yedirdim (çelebiyi kendine çekerek) Gel bakayım bu tarafaS İnci: Ben de ona bütün elmaslarımı sattım yedirdim, gel beyim bu tarafa (kendine çeker)Karagöz: (pencereden) vay canına oğlanı pay edemiyorlar ![]() K Nigar: Bana bak kardeş, seni aldatmış elmaslarını yemiş, beni de aldattı bütün varımı yedirdi Şurada benim evim var, götürelim bir temiz dayak atalım, soyalım kapı dışarı atalım![]() S İnci: Vallahi yapalım, tut öyleyse (yakalarlar, eve götürürler)Çelebi: Aman hanımlar afedersiniz, ben hata ettim (götürürler, içerden tokat, deynek sesleri, vurun, soyun)Çelebi: (ağlar gibi) Aman rica ederim, bari soymayınız (soyarlar, bir don bir gömlek atarlar) Çelebi: Aman donuyorum (titrer) dı dı dı dı Karagöz: (gelir) Bu da kim, sen kimsin? Çelebi: (titrer) Felaketzede üryanım dı dı dı dı Karagöz: Anlamadım ya neden böyle soyundun, pehlivan mısın? Çelebi: İki aşiftenin gazabına uğradım ![]() Karagöz: Aşağı mahallede kazan mı kalaylşadın, kalaycı mısın? Çelebi: Hayır baba, şu karşıki evde iki kadın var, onlar beni soydular, dövdüler, beni bu hale koydular Karagöz: Vay utanmazlar, onların adları ne? Çelebi: Birinin adı Kanlı Nigar ![]() Karagöz: Vay öteki ne? Çelebi: Salkım İnci, aman babacığım benim elbiselerimi al sana çok çok para veririm Karagöz: Sen merak etme, ben şimdi gider onların evlerini başlarına yıkarım Hem oğlum sen beni tanır mısın?Çelebi: Tanımam ama sen bir kabadayı adama benziyorsun Karagöz: Ban adlan sanlan Karagöz derler Çelebi: Memnun oldum Sen benim elbiselerimi al, cebimde bir altın saat var, onu sana veririmKaragöz: Altın saat haa! Çelebi: Evet, yüz altın kıymetinde Karagöz: Senin elbiselerin nerede duruyor? Çelebi: İçeride, küçük odada hemen kapının ardında Karagöz: Neydi onların adı? Çelebi: Kanlı Nigar, Salkım İnci Karagöz: Olur (gider evlerine doğru bağırır) Hey bana bakın kanlı enginar, salkım saçak, sana kanlı enginar derlerse bana da zeytinyağlı bakla derler K Nigar: (içerden) Aman kızlar, kapının önünde biri bağırıyor, ben korkmaya başladımS İnci: Ben de korkmaya başladımKaragöz: (oğlana) Görüyorsun benden nasıl korkuyorlar, hele adımı duysunlar, bütün bütün korkarlar, belki korkudan altlarına bile kaçırırlar (eve doğru) Haydi açın kapıyı verin oğlanın pırtılarınıK Nigar: Verelim ama sen kimsin?Karagöz: Bana adıyla sanıyla karagöz derler, ben adamın ![]() ![]() ![]() K Nigar: Aman kızlar, karagöz gelmiş nerelerde kaçalım
|
| |
| | #10 |
| | KANLI NİGAR OYUNUN DEVAMIKaragöz: Bir yere kaçamazsınız, her yeriniz sarılı K Nigar: Aman karagöz dayı, kapının önünde bağırma, biz konu komşudan utanıyoruz İçeri gelin bir kahvemizi için, bir iki lokma da yemeğimizi yeyinKaragöz: Yemek mi? Ooo, yemeklerden neler var? K Nigar: (içerden) Aklının ermediği yemekler varKaragöz: Mesela? K Nigar: (içerden) Alâ terbiyeli düğün çorbası, zeytinyağlı hünkar beğendi, zeytinyağlı taze barbunya fasulyesi, kıymalı puf böreğiKaragöz: (ağzını şapırdatarak) Tatlılardan neler var? K Nigar: (içerden) Ağzına layık hanım göbeği ve elmâsiyeKaragöz: Onların içinde sarmayla soyulmayla sonra da kapı dışına koyulma da var mı? K Nigar: (içerden) Ahçı başıya soralım, öyle yemek var mı?Karagöz: Hadi açın kapıyı geliyorum (oğlana) Gidiyorum pırtılarını almaya Çelebi: Aman babacığım çabuk getir, zira donuyorum dı dı dı dı Karagöz: Ziyanı yok sen biraz çivi kes (eve gider) haydi açın kapıyı K Nigar: Kızlar açın kapıyı Karagöz dayı geliyor, buyrun buyrunKaragöz: (girer) Sofralar kurulsun, yemekler gelsin, sonra bu oğlanın pırtıları gelsin K Nigar: Kızlar, vurun kol demirini kapıya, getirin sopalarıKaragöz: Ne oluyor? K Nigar: Sofra kuruluyor, yatırın şunu yere, vurun kızlar vurunKaragöz: Aman vurmayın, ben bir şey istemiyorum, şaka yaptım vurmayın be K Nigar: Soyun, atın dışarı (soyarlar atarlar)Karagöz: Vay canına, karılardan dayak yemesi ne fena, ay sırtım ayaklarım Çelebi: Nerde elbiselerim? Karagöz: Ananın köründe Çelebi: Anam orada mı? (ağlar) Eyvahh beni böyle görmesin Karagöz: Ne anası be Çelebi: Elbiselerin ananın önünde demedin mi? Karagöz: Vay uydurucu kerata, görmüyor musun, ben de soyuldum Çelebi: Ne olacak böyle? Karagöz: İki çıplak bir hama yakışır, gidelim şuradaki hamam girelim Çelebi: Aman babacığım ne olacak böyle halimiz, ben donuyorum Karagöz: (eve doğru gider) Bana bakın, kanlı enginar, salkım saçak hanımlar verin bizim elbiselerimizi K Nigar: Kızlar bir tekne soğuk su getirin şunların kafasına dökelimKaragöz: Vazgeçtim Hacıvat: (gelir) Karagöz: (iki büklüm olur) Eyvah Hacıvat geldi Hacıvat: (tanımaz) Bunlar taştan mamül heykeller galiba? Çelebi: Bu adam ne dedi? Karagöz: Taş kasaptaki dilenci keller dedi Hacıvat: Bana bakın siz kimsiniz Çelebi: Felaketzede üryanız Karagöz: Evet Feriköy’ünde urbacıyız Hacıvat: (kendi kendine) Ben bu sesi tanıyacağım, karagöz? Karagöz: (başını kaldırır) ha? Hacıvat: Aman birader bu ne kıyafet? Karagöz: Ortalığa ziyafet Hacıvat: Ne oldunuz böyle? Bu yaştan sonra pehlivanlığa mı heves ediyorsun? Ya bu delikanlı kim? Karagöz: Pehlivanlık değil Hacıvat: Peki niçin soyundunuz? Karagöz: Biz soyunmadık, bizi soydular Hacıvat: Kim soydu? Karagöz: Şu arada iki karı var, onlar önce bunu sonra beni soydular, bu oğlanı iki karı aldatmış evlerine götürmüşler parasını elbiselerini almışlar, sonra kapı dışarı atmışlar Hacıvat: Peki, ya seni kim soydu? Karagöz: Ben de bunun elbiselerini istedim, karılar gel verelim dediler Kurnazlıkla beni içeri aldılar bir temiz dayak attılar, bu hale koydular, kapı dışarı attılarHacıvat: Kimmiş bunlar, bu mahalleye nerden gelmişler, bunların adı ne? Karagöz: Ben bilmem, oğlan bilir Hacıvat: Bunlar kim? Adları ne? Çelebi: Birinin adı Kanlı Nigar birinin adı da Salkım İnci ![]() Hacıvat: Ben şimdi gider onların hadlerini bildiririm (eve doğru gider) bana bakın hanımlar K Nigar: Sen kimsin?Hacıvat: Ben bu mahallenin ihtiyarıyım, adıma Hacı Evhad çelebi derler K Nigar: Aaaa! Kızlar Hacıvat çelebi gelmiş, açın kapıyı, buyrun Hacıvat çelebi içeri, bir yorgunluk kahvesi içinHacıvat: Siz buraya nerden geldiniz? K Nigar: Efendim içeri buyrun, hem konuşalım hem söyleyelim, ne olur bir kahvemizi için![]()
|
| |
![]() |
| |