| |||||||
| Bize Ulaşın | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Ajanda | Arama | Yeni Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
![]() |
| | Konu Araçları |
| | #1 |
| | BULGAR PEHLİVANI Kanuni spora meraklıdır Bir gün saltanat kayığı ile dergahın iskelesine yaklaşır ve Yahya Efendi'yi alıp, Yeniköy Çayırı'na götürür Burada güreşler vardır Ancak hiç hesapta olmayan şeyler olur Nereden geldiği bilinmeyen Bulgar asıllı bir pehlivan bizimkileri duman eder Adam insan azmanıdır, bacakları kök salar çınar gibi Koca koca yiğitler çaresiz kalırlar Bırakın yenmeyi, yerinden kıpırdatamazlar Adam her yıktığı Türkün ardından kahkahalar atar, haçını öperek tamenna çakar Yerli Rumlar sevinçten çıldırırlar![]() Kanuni mi? Kahrolur tabii Yahya Efendi bakar Padişah fena bozuluyor, çıkar meydana ve akıllara durgunluk bir pazarlık yapar "Yenilen, yenenin dinini kabul edecek" der, "tamam mı?" Bulgar pehlivanı bıyıklarını burarak güler, teklifi kabul eder Ancak bu aksakallı ihtiyar karşısında eli ayağı tutmaz olur Adalelerinde güç, derman kalmaz Yahya Efendi onun sırtını yere vurur mu bilmiyoruz, ama nefsini ve kibrini yerden yere vurur Gözünü ve gönlünü açar Sayfa sayfa hakikatleri aralar Pehlivan diz çöker, iman eder![]() NEME GEREK Bir gün Kanuni, Yahya Efendi'ye "Ağabey sen ilahi sırlara vakıfsın" diye haber yollar "Acaba devletimizin encamı n'ola?" Yahya Efendi iki kelime yazar, üstelik altını çizer: "Neme gerek!" *Kanuni bu cevaba bozulur Halbuki sır o kelimelerde gizlidir Eğer zulüm yayılır, fukaralar feryada başlarsa ve şahısların menfaati devletin çıkarının üstüne çıkarsa Üstelik görüp işitenler "Amaaan neme gerek" derlerse bil ki yıkılış yakındır! Gün gelir Kanuni vefat eder 2 Selim kendini bir anda devletin başında bulur Saltanat yükü omuzlarını çökerttiğinde sığınacak gölge, tutunacak dal arar Birden aklına baba dostu Yahya Efendi gelir Yüce Veliyi gördüğü an içi bir hoş olur Onun bir bakışı ile öylesine rahatlar ki tarifi ne mümkün Devletini ve milletini güvende hisseder ve ayaklarına kapanmamak için zor tutar kendini Mübarek onu kulaklarından yakalar "Söyle bakalım!" der, "abdestin var mı?" Sultan edeple başını eğer, zor duyulan bir sesle "Var efendim" der Yahya Efendi, tonunda şefkat hissedilen bir sesle "Hayır!" der, "benim sorduğum tövbe abdestidir Şimdi seninle tövbe edeceğiz ve bundan böyle birbirimize eksiklerimizi söyleyeceğiz tamam mı?"Ve öyle de olur ![]() Yahya Efendi mükemmel bir şairdir Şiirlerini "Müderris" mahlası ile yazar ve her bahane ile ölümü hatırlatır, ölüme hazırlanır Mübarek, kabrini elceğizi ile kazar ve döner dolaşır kendi mezarına okur Ona göre müminin ölümü bayram olmalıdır Bakın şu işe ki bir bayram gecesi vefat eder, cenaze namazı bayram namazını müteakip kılınır ve defnolunur bayram günü 2 Selim bu nurlu kabrin üzerine nefis bir türbe yaptırır Derken şehzadeler, paşalar ona komşu olmak isterler Aşıkları kutlu eşiğe gömülmeyi vasiyyet ederler ki gün gelir koca bahçe mezarlığa döner![]() Bu kapıdan giren dünyadan sıyrılır Ama o mekânda ölüm ürkütücü değil, şirindir Ziyaretçiler duygu seline kapılırlar İşte edipleri yazdıran, ozanları söyleten hava bu olmalıdır Ki Evliya Çelebi'den, Tanpınar'a onlarca yazar bu dergahı anlatırlar![]() ORTAKÖY'ÜN ÇOCUKLARI Ortaköy'ü bilirsiniz Cafeler, publar, gazinolar![]() ![]() Bol ışıklı, cıvıl cıvıl bir dünya Burası ressamların, yazarların, müzisyenlerin hasılı yaşamayı sevenlerin buluştuğu adres gibi Yahya Efendi'nin dergahı başka alem Merkezde bir ahşap mescid Etrafında binlerle kabir Dolu dolu ölümü hatırlatıyor insana İki adım ötede iki farklı dünya![]() Ama ikisinin de müdavimleri aynı Dergâha bakan, onaran, yaşatan yine Ortaköy'ün çocukları Onlar içlerini hüzün kapladığında da buraya koşuyorlar, yüreklerinde sevinç kabardığında da![]() ![]() Ve inanın buluyorlar huzuru "Nerden biliyorsun?" diyeceksiniz ![]() Tam dergahtan ayrılıyorum, dev gibi bir Harley duruyor önümde Güçlü motor güp güp vuruyor, nikelajları göz alıyor Üstünde kotlu, montlu iki genç Hani adres sorulacak yer de değil ama![]() ![]() ? İniyorlar, önce kasklarını çıkarıyor, çizgisi uçuk gözlüklerini katlayıp ceplerine koyuyorlar Sonra parmaklarını tarak yapıyor, saçlarını atıyorlar geriye Biri "Ama takkem yok" diye sızlanıyor Motoru süren "Olsun" diyor, "benim de yok!"-Şu üstümüz, başımız ![]() ![]() ![]() -Boşver oğlum Allah dostları kalbe bakarlar, kalıba değil![]() İçim ılıcık oluyor Bu çok büyük bir söz! Erbabının elinde kitap olur "Söyleyene değil, söyletene bak" diyesim geliyor, "Feyz" denen şey bu belki![]() Kimbilir?
|
| |
| Sponsored Links |
| İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz. |
![]() |
| |