Güzel Kelebek

Kelebek

Kelebeklerin Buluşma Mekanı

Geri git   Güzel Kelebek > (¯`·.(¯`·.Her Telden .·´¯).·´¯) > Dinimiz İslam > Dini Hikayeler Kıssalar

Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Yeni Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Müezzin Efendi, Sen de Gidebilirsin ile ilgili Benzer Konular
122 Kez Görüntülendi

Dede Efendi
Gelenbevi Ismail Efendi (1730 - 1790)
Bir Yönetim (osman Efendi)
İlk müezzin Hz Bilâl-i Habesî
Ahmet Mithat Efendi

gözyaşı medeniyeti... | Nİl Nehrİnİn TaŞmasi
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 01-09-2006   #1
a44
 
Müezzin Efendi, Sen de Gidebilirsin

Müezzin Efendi, Sen de Gidebilirsin isimli konu Güzel Kelebek Müezzin Efendi, Sen de Gidebilirsin Güzelkelebekler


Maksadımız Altın Değildi

Sünbül Efendinin sohbetleri ile pişerek, teveccühleri bereketiyle mânevî dereceleri katetti Pek zekî olan Merkez Efendi, hocasının terbiyesi altında riyâzet ve mücâhedeler yaparak, yâni nefsinin istediklerini yapmayıp, istemediklerini yapmak sûretiyle, kısa zamanda tasavvufta yüksek derecelerin sâhibi oldu Hocasının kendisine icâzet, diploma verdiği sıralarda, Aksaray'da Kovacı Dede dergâhına hoca tâyin edildi Kısa sürede, dergâh talebelerle dolup taştı Merkez Efendinin nâmı her tarafa yayıldı Merkez Efendi, hocası Sünbül Sinân'ın kızı Rahime Hâtun ile evlenmek isteği olduğunu bildirince, Sünbül Efendi;
"Bir deve yükü altın getirebilirseniz kızımızı veririz" dedi
Merkez Efendi, bir devenin üzerine iki çuval toprak doldurdu Devenin yularını çekerek Sünbül Efendinin kapısına getirdi Çuvalları kapıda boşalttığında, çuvaldan toprak yerine çil çil altınlar döküldü Sünbül Efendi ve çocukları, altınlara dönüp bakmadılar bile
Fakat hocası Merkez Efendiye;
"Ey Mûsâ Efendi! Maksadımız altın değildi Evdekilerin de derecenin yüksekliğini anlamalarıydı İmtihânı kazandın" buyurdu
Sünbül Efendi, çok sevdiği kızı Rahime Hâtun'u, yine çok sevdiği talebesi Merkez Efendiye nikâh etti ve evlendirdi

Düğünden birkaç gün sonra, Sünbül Efendi, kızı Rahime Hâtun'un evine gitti Evde kızı yemek yapıyordu Fakat ocakta, odun yerine parmaklarından çıkan alevle yemeğini pişiriyordu Kızının bu hâlini hayretle gören Sünbül Efendi;
"Rahimecik ne yapıyordun?" diye sorunca;
"Talebelere çorba pişiriyordum" cevabını verdi

Müezzin Efendi Sen de Gidebilirsin

İnsanlara vâz ve nasîhat verirken gözlerini kapayarak anlatırdı Fakat orada olanları kalb gözü ile görürdü Merkez Efendi Balıkesir'e gittiğinde, bir Cumâ günü namazdan sonra kürsiye çıkıp vâz etti Halk, Merkez Efendiyi tanımadıkları için, pek iltifât etmediler Vâzı dinlemeyip, teker teker câmiden çıkarak gittiler
Ve birbirlerine;
"Halvetî yolunun büyüklerindenmiş" diyorlardı
Herkes çıktıktan sonra, müezzin efendi elinde kapının anahtarı olduğu hâlde kürsînin yanına varıp, gözü kapalı olarak konuşan Merkez Efendiye;
"Hoca efendi! Giderken câmiyi açık bırakma Anahtarları buraya bırakıyorum Çıkarken kitlemeyi unutma!" dedi
Merkez Efendi gözünü açmadan;
"Müezzin efendi, sen de işine gidebilirsin Bizim sohbetimizi siz dinlemiyorsunuz, fakat melâike-i kirâm dinlemektedirler" buyurdu ve vâzına devâm etti
Biraz sonra câmiden gidenlerin hepsi geriye döndüler O kadar çok insan toplandı ki, cemâati câmi almaz oldu (1)

Münafıkın Gözü olmasaydı
Bir gün öğle nemâzından sonra, Cebrâîl aleyhisselâm yetmişbin melek ile gelerek, En'âm sûresini getirdi Resûlullah hazretleri o gece bütün Eshâb-ı kirâmı Âişe ra hazretlerinin evinde topladı Kandil yakıp, Sûre-i En'âmı okudular Kandil ışıksız oldu
Resûlullah hazretleri Ebû Bekr hazretlerine buyurdular ki,
- Yâ Ebâ Bekr, kandili ışıklandır
Bir sâat sonra yine karardı
Hazret-i Resûl-i ekrem yine buyurdu
- Yâ Ebâ Bekr, kandilin ışığını çoğalt
Hazret-i Ebû Bekr, kandili ışığını çoğaltmak için kalkdı Bakdı ki kandilin yağı tükenmiş
Dedi ki,
- Yâ Resûlallah! Kandilde yağ kalmamış Bu gece yağ almak imkânımız da yokdur Kandil bize lâzımdır, kelâm-ı Rabbilâlemîni okuyalım
Hazret-i Resûlullah buyurdular ki,
- Bir mikdâr kendi ağzının tükrüğünden kandile damlat
Âişe-i Sıddika hazretleri buyurur ki,
- Babam bir mikdâr ağzının suyunu, Resûlullah hazretlerinin emr-i şerîfi ile kandile damlatdı Kandilin ışığı çoğaldı Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin emr ve fermânı ile şiddetli bir ışık oldu ki, Eshâb-ı kirâmın gözlerini kamaşdırdı
Server-i âlem 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' hazretleri buyurdu ki:
- Bu kandili söndürmeyiniz!
Kırk gün kırk gece o kandil, Âişe-i Sıddîka hazretlerinin evinde yandı
Bir münâfık hazret-i Âişenin evine geldi O kandili gördü
- Ne acâib kandil, kırkgün kırk gecedir sönmez, dedi
O sâatde o kandil söndü Cebrâîl aleyhisselâm geldi ve dedi:
- Yâ Muhammed! Allahü tebâreke ve teâlâ hazretleri buyurur:
"Ben çeşm-i bed [fenâ bakışlı] kullar da yaratdım Eğer o münâfıkın gözü olmasaydı, kıyâmete kadar o kandil; Ebû Bekrin 'radıyallahü teâlâ anh' ağzının suyunun bereketi ile sönmez idi"

Kaynaklar:
1) Evliyalar Ansiklopedisi, İhlas
2) Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin

 

a44 is offline  
Sponsored Links
İstediğini Bulamadıysanız Üye Olmadan
BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
Alt 01-09-2006   #2
a44
 
Nalıncı Baba Hazretleri



Nalıncı Baba Hazretleri

Adsız şansız bir Allah dostu
Murat Han (III Murat) o gün bir hoştur Telaşeli görünür Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil
Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:

- Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm
- Hayırdır inşaallah
- Hayır mı, şer mi öğreneceğiz
- Nasıl yani?
- Hazırlan dışarı çıkıyoruz

Ve iki molla kılığında çıkarlar yola Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir Seri ve kararlı adımlarla Beyazıd'a çıkar, döner Vefa'ya Zeyrek'ten aşağılara sallanır Unkapanı civarlarında soluklanır Etrafına daha bir dikkatli bakınır İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar Sorarlar 'Kimdir bu?' Ahali 'Aman hocam hiç bulaşma' derler, 'ayyaşın meyhur'un biri işte!'
- Nerden biliyorsunuz?
- Müsaade ette bilelim yani Kırk yıllık komşumuz

ÖFKELİ KOMŞULAR

Bir başkası tafsilata girer 'Biliyor musunuz?' der, 'Aslında iyi sanatkârdır Azaplar çarşısında çalışır, nalının hasını yapar Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine' Hele yaşlının biri çok öfkelidir 'İsterseniz komşulara sorun' der, 'Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu?' Hasılı mahalleli döner ardını gider Bizim tebdil-i kıyafet mollalar kalırlar mı ortada Tam Vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser
- Nereye?
- Bilmem Bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım
- Millet bu, çeker gider Kimseye bir şey diyemem Ama biz gidemeyiz Öyle veya böyle tebamızdır Defnini tamamlasak gerek
- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden
- Olmaz Rüyadaki hikmeti çözemedik daha
- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
- Mollalığa devam Naaşı kaldırmalıyız en azından
- Aman efendim Nasıl kaldırırız?
- Basbayağı kaldırırız işte
- Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var Tekfini, telkini
- Merak etme ben beceririm Ama önce bir gasılhane bulmalıyız
- Şurada bir mahalle mescidi var ama
- Olmaz Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin?
- Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den En azından Fatih Camii'nden
- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur Tanınmak istemem Ama Fatih Camii'ni iyi dedin Haydi yüklenelim

Ve gelirler camiye Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur Padişah bakır kazanları vurur ocağa Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki Bir nurdur aydınlanır alnında Yüzü şakilere benzemez Hem mânâlı bir tebessüm okunur dudaklarında
Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar Ama namaz vaktine hayli vardır daha Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır 'Sultanım' der, 'yanlış yapıyoruz galiba'
- Nasıl yani?
- Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya, Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri?
- Doğru Öyle ya Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim

'BİZİM EFENDİ BİR ALEMDİ'

Vezir cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur Kapıyı yaşlı bir kadın açar Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir 'Hakkını helal et evladım' der, 'Belli ki çok yorulmuşsun' Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar Ağlar mı? Hayır Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından 'Biliyor musun oğlum?' diye dertli dertli söylenir, 'Bizim efendi bir âlemdi vesselâm Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı Sonra getirip dökerdi helaya'
- Niye?
- Ümmet-i Muhammed içmesin diye
- Hayret

BAK ŞU İŞE!

Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi 'Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım' derdi 'öyleyse şimdi dinleseniz gerek' O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslâm okurdum
- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki
- Milletin ne sandığı umurunda değildi Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki' derdi, 'tekbir alırken Kabe'yi görmeli'
- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi
- İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya Hatta bir gün 'Bakasın Efendi!' dedim,
'Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek İnan cenazen kalacak ortada'
- Doğru öyle ya?
- 'Kimseye zahmetim olmasın!' deyip mezarını kazdı bahçeye Ama ben üsteledim 'İş mezarla bitiyor mu?' dedim 'Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
- Peki o ne dedi?
- Önce uzun uzun güldü, sonra 'Allah büyüktür hatun' dedi, 'Hem padişahın işi ne?'

MEVZUYU MU DAĞITTIK

Şimdi 'İyi de' diyeceksiniz, 'yazı dizisiyle bunun ilgisi ne?' Öyle ya bugüne kadar hep gölgesine sultanların sığındığı müderrislerden, şeyhülislâmlardan bahsetmeye çalıştık Ama Allahü teâlânın öyle kulları da vardır ki, halk onları bilemez Hoş bazen kendileri de makamlarının farkında değildirler Hulûs-u kalp ile boyun büker ümmet-i Muhammed'e, halifeyi müslimine dua ederler Samimi niyazları ile zırh olurlar sultana Bir seher vakti göz yaşıyla yapılan dua, binlerle topun yapamadığını yapar, kralları yıkar, kaleleri paralar

İşte Nalıncı Baba o adsız sansız Allah dostlarından biridir Asıl adı, Muhammed Mimi Efendidir Bergamalıdır 1592 yılında vefat etti Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve mübareği evine defnetti Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu Dahası bir tekke ile yaşattı adını Türbesi Unkapanı'nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır


Kaynak:
Huzura Doğru


[Hoşgeldiniz.. Kelebek Ailesine Üye Olmadan Forumdaki Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

 

a44 is offline  
Cevapla

Müezzin Efendi, Sen de Gidebilirsin ile ilgili Benzer Konular
122 Kez Görüntülendi

Dede Efendi
Gelenbevi Ismail Efendi (1730 - 1790)
Bir Yönetim (osman Efendi)
İlk müezzin Hz Bilâl-i Habesî
Ahmet Mithat Efendi

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336

Saat 23:51.


Forumalev Dantel Örgü Mumsema Forumacil Mumine Gunce
Powered by vBulletin® Version 3.6.10Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.