Güzel Kelebek

Kelebek

Kelebeklerin Buluşma Mekanı



Geri git   Güzel Kelebek >
(¯`·.(¯`·.Kültür & Edebiyat & Sanat .·´¯).·´¯)
> Kültürel & Sanatsal Faaliyetler > Biyografi & Otobiyografi

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Yeni Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
ALİ KUŞÇU
Görüntülemeler : 49 / Konudaki Cevap Sayısı : 0
Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Salih Zeki ) | Ebu'l Vefa Buzcani ( 940 - 988)
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-08-2008   #1
Profil Bilgileri
Administrator
 
Haribkalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: Yan mahalleden
Mesajlar: 3,129
Üye No: 5
Tecrübe Puanı: 32
Rep Puanı : 16
Rep Derecesi
Haribkalı is on a distinguished road
Standart ALİ KUŞÇU



ALİ KUŞÇU ile ilgili www.güzelkelebek.com konusu ALİ KUŞÇU Kaliteli forumunuz




ALİ KUŞÇU

Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV.

yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve

astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla meşhur

oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu,

devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve

Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi aldı.

Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer

(Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı.Ali

Kuşçu, Semerkant ve Kirman'da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey'e

yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu. 1449'da hacca gitmek istedi.

Tebriz'de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve

Fatih'le barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan'ın

sözcülüğünü yaptıktan sonra Fatih'in davetiyle İstanbul'a geldi. XV. yüzyılın ilk

yarısında, Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.

Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçları alıyordu.

Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demeden çalışıyor, bilimsel

gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıp didiniyordu.

Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespit

edilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yıla yakın

bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstü bırakarak hacca

gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili

hükümdarı Uluğ Bey'in 1449 yılında öldürülmesiydi. Gürgân tahtının bu bilgin ve

kudretli hûkümdarı, kendi öz oğlu Abdüllâtif'in ihânetine uğramıştı.

Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden önce

hocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzun uzun

incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğu için, adının

ucundaki “Kuşçu” lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı.Uluğ Bey, kendi kurduğu

rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu'yu lâyık görmüş, henüz tecrübesiz bir

çağdayken bu dev rasathanenin başındaki çalışmalarda, ona bizzat yardımcı

olmuştu. İşte Uluğ Bey'in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu'yu

can evinden vuran bir olaydı.

Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz'e geldi. Uzun

Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih'i, bir devri

kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfında aracılık etmesini istedi. Genç

Fâtih'in de bilgin olduğunu, bilginlere büyük saygı gösterdiğini biliyordu.

İstanbul'da olup bitenler, kuş kanadıyla Tebriz'e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve

habercileri yalnız padişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberler

ulaştırmakla kalmıyorlardı.

Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan'ın dileğini

kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant'ta Kızıl Elma olarak bilinen

eski Bizantium'a ulaştı. Haberciler; onun geleceğini daha önceden saraya

uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiği zaman Osmanlı hükümdarından beklemediği

kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri İstanbul'ca biliniyordu.

Uluğ Bey Rasathanesi'ndeki çalışmalarından, Semerkant'a aylarca uzak bulunan

İstanbul'daki hükümdarın haberi vardı.

Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanık bir

padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan'ın elçisini kabul etmiş, dileklerini

dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti. Ondan, gelip artık batıya

kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını, bilgisiyle İstanbul medreselerinde

ilim heveslisi gençleri yetiştirmesini rica etti.

Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğu kadar şefkatli

olduğunu da bildiği Fatih'in isteği, onun için emir demekti. Ama, ahlâkı dürüst

bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispat etti: “Hünkârım izin verirlerse önce

Tebriz'e döneyim. Çünkü burada bulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu

Hükümdarı'nın elçisi olmaktır. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın

lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni

gönderen, bana güvenmiş olan insana bildireyim...”

Ali Kuşçu'nun bu mazereti, Fatih'e son derece akla yakın göründü. Padişah; iki

şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti, gelip buradaki ilim

öğrencilerini yetiştirecekti. İkincisi ise, son derece mert ve ahlâklı bir insandı.

Her haliyle, medreselerde yetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir

müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.

Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. İki yıl sonra,

ailesini de alarak Tebriz'den hareket etti. Osmanlı İmparatorluğunun

sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde İstanbul'a getirildi. Ölümüne kadar da

gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu’nun ders vermeye başlamasıyla, İstanbul

medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme oldu.

Ali Kuşçu’nun İstanbul’a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadar İstanbul’da

astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanlılar arasında

astronomi bilimini yaydı.

Ali Kuşçu 1474’te İstanbul’da vefat etti.

ALİ KUŞÇU’NUN ESERLERİ

Ali Kuşçu'nun değişik alanlardaki eserlerini beş grupta toplamak mümkündür.

1 Astronomi Eserleri[1]:

1.1. Şerh-i Zîc-i Uluğ Bey: Süleymaniye, Carullah, nr. 1493, 215 yaprak.

1.2. Risâle fî Halli Eşkâli Mu‘addili’l-Kamer li'l-Mesîr (Fâide fî Eşkâli ‘Utârid):

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, III. Ahmet, nr. 3843, yaprak 270b-273a.

1.3. Risâle fî Asli'l-HâricYumkin fî's-Sufliyyeyn: Bursa İl Halk Kütüphanesi,

Hüseyin Çelebi, nr. 751/8, yaprak 124b-125b.

1.4. Şerh ‘ale't-Tuhfeti'ş-Şâhiyye fî'l-Hey'e: Süleymaniye, Ayasofya, nr. 2643,

64 yaprak.

1.5. Risâle der ‘İlm-i Hey'e: Süleymaniye, Ayasofya, nr. 2640/1, 24 yaprak.

1.6. el-Fethiyye fî ‘İlmi'l-Hey'e[2]: Süleymaniye, Ayasofya, nr. 2733/1, 70

yaprak.

1.7. Risâle fî Halli Eşkâli'l-Kamer: Bursa İl Halk Kütüphanesi, Hüseyin Çelebi, nr.

751/7, yaprak 119b-123b.

2. Matematik Eserleri:

2.1. er-Risâletu'l-Muhammediyye fî'l-Hisâb: Süleymaniye, Ayasofya, nr. 2733/2

yaprak 71b-168b.

2.2. Risâle der ‘İlm-i Hisâb: Süleymaniye, Ayasofya, nr. 2640/2, yaprak 25b-72
b.

3. Kelâm ve Usûl-i Fıkıh Eserleri:

3.1. eş-Şerhu'l-Cedîd ‘ale't-Tecrîd: Süleymaniye, Çorlulu Ali Paşa, nfr. 305, 285yaprak.

3.2. Hâşiye ‘ale't-Telvîh: Süleymaniye, Carullah, nr.1438/2, yaprak 13b-20a.

4. Mekanik Aletleri Hakkındaki Eseri:

4.1. et-Tezkire fî Âlâti'r-Ruhâniyye[3].

5. Dil ve Belagat Eserleri:

5.1. Şerhu'r-Risâleti'l-Vad‘iyye: ‘Adûduddîn İcî'nin Fâ'ide fî'l-Vad‘ adlı risâlesinin

şerhidir (Köprülü, nr. II, 339/1; Râgıb Paşa, nr. 1285/6, 1289/3; Kayseri Raşid

Efendi, nr. 1001/4).

5.2. el-İfsâh: İbn Hâcib (ö.h.646)'in Arapçanın cümle yapısı konusunda kaleme

aldığı el-Kafiye fi'n-Nahv adlı eserinin şerhidir. (Raşid Efendi, nr. 9226, Topkapı

Sarayı Müzesi, Emanet Hazinesi, nr. 1891, 1892).

5.3. el-‘Unkûdu'z-Zevâhir fî Nazmi'l-Cevâhir: Arapça sarf ilmi konusunda

kaleme aldığı bir giriş ve üç bölümden oluşan bir eseridir (Süleymaniye, Fatih,

nr. 4676, 148 yaprak; Yeni Cami, nr. 1181/1; Laleli, nr. 3030/10; Şehit Ali

Paşa, nr. 2576, 2577, 2578). Sultan Selim döneminde Müftüzâde Abdürrahim

tarafından şerh edilmiştir.

5.4. Şerhu'ş-Şâfiye: İbn Hâcib'in sarf ilmindeki eş-Şâfî adlı eserinin Farsça

şerhidir (Köprülü, nr. 1598, vr.42-234).

5.5. Risâle fî Beyâni Vad‘i'l-Mufredât: Kelimelerin bir anlam için konulmasıyla

ilgili küçük bir risaledir (Süleymaniye, Şehit Ali Paşa, nr. 2830; Hafit Efendi, nr,

450, vr. 80b-81a; Köprülü, nr. 1610/35).

5.6. Fâ'ide li-Tahkîki Lâmi't-Ta‘rîf: Harf-i tarifin bazı özellikleri üzerinde duran

tek varaklık bir risâledir (Köprülü, nr. 1593/21; Süleymaniye, Reşid Efendi, nr.

1032/39).

5.7. Risâle mâ Ene Kultu: Taftazanî'nin Telhîsu'l-Miftâh üzerine yazdığı ve el-

Mutavvel diye tanınan şerhte geçen "mâ ene kultu" ibaresiyle ilgili olarak

yazılmıştır. Risâle fî Beyâni Sebebi Takdîmi'l-Musnedi İleyh diye de anılır

(Süleymaniye, Reşid Efendi, nr. 1032/30; vr. 183-187; Köprülü, nr. III, 704/3;

Ragıb Efendi, nr. 374, vr.208-211).

5.8. Risâle fî'l-Hamd: Seyyid Şerîf el-Curcânî'nin el-Hâşiyetu'l-Kubrâ'sında söz

konusu ettiği "hamd" ile ilgili sözlerin tahkikine dair bir risaledir (Süleymaniye,

Fatih, nr. 5384, vr. 68-70).

5.9. Risâle fî ‘İlmi’l-Me‘ânî: İlm-i Me‘ânî konusunda küçük bir risâledir

(Süleymaniye, Carullah, nr. 2060, vr. 136-137).

5.10. Risâle fî Bahsi’l-Mufred: Arapça’da basit ve mürekkep kavramlar hakkında

dil felsefesi ağırlıklı bir risaledir (Süleymaniye, Pertevniyal, nr. 896, vr. 7b-8b;

Şehit Ali Paşa, nr. 2761, vr. 63-68).

5.11. Risâle fî’l-Fenni’s-Sânî min ‘İlmi’l-Beyân: Belagat ilimlerinden beyân ilmi

hakkında kısa bir risaledir (Süleymaniye, Yazma Bağışlar, nr. 4140, vr. 78a-81a).

5.12. Tefsîru’l-Bakara ve Âli ‘İmrân: Kehhâle tarafından zikredilen bu eserin

herhangi bir nüshasına rastlanmamıştır[4].

5.13. Risâle fî'l-İsti‘âre: Bu risâlede hakikat, mecaz, istiare ve kinaye konuları

örneklerle incelenmektedir[5].

Kaynaklarda Ali Kuşçu'ya nispet edilen, ancak nüshaları tespit edilemeyen

başka eserler de vardır. Bunlar: Târîhu Ayasofya, Tefsîru'z-Zehraveyn,

Mahbûbu'l-Hamâ'il, Risâle fî Mevdû‘ati'l-‘Ulûm, Meserretu'l-Kulûb fî Def‘i'l-Kurûb[6].


(Kaynak: Musa Yıldız, Bir Dilci Olarak Ali Kuşçu ve Risâle fî’l-İsti‘âre’si, Kültür Bakanlığı Yayınları,
Ankara 2002, s.10-14.)

 

ALİ KUŞÇU Görevli Olmak İstermisiniz. O Halde Tıklayın...

Haribkalı is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Tags: ,



Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Ali Kuşçu ( 1400-1474 ) Haribkalı Biyografi & Otobiyografi 0 13-08-2008 17:21
Ali Kuşçu Yahoo Güzel Şiirler 0 20-01-2008 00:05

>
Saat 07:37.


Powered by vBulletin® Version 3.6.10
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mumsema
Dantel Oya

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276